Reklam
  • Reklam
Eskiden Türkeli’ye bağlı olan köyler

Eskiden Türkeli'ye bağlı olan köyler

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren nahiyelik ve sonrasında ilçelik hüvviyeti kazanan Türkeli’nin sınırları hakkında bilinmeyenler.

30 Haziran 2020 - 10:39 - Güncelleme: 01 Temmuz 2020 - 01:25
Reklam

Sinop Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi’nde Prof. Dr. Cevdet Yılmaz’ın “Cumhuriyetin İlk Yıllarında Sinop’ta İdari Sınır Değişiklikleri ve Devlet-Millet İlişkisi” konulu yayınlanan makalesinde Türkeli, Çatalzeytin ve Ayancık ilçe sınırlarının nahiye ve sonrasında ilçe olmasının ardından yaşanan sınır değişikliğine yer verdi.

İlgili makalede, Türkeli, Çatalzeytin ve Ayancık ilçe sınırlarının genellikle coğrafi koşulların ve köy halkının sıkıntılarını yetkili makamlara iletmesi üzerine sınır değişikliğine gidildiğini yazdı.

Makalenin devamı şöyle:

Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş sürecine girmesi yerel anlamda otorite boşluğu yaratmış, bu boşluk kaza merkezinin Hamamlı köyü (Türkeli) ile Çaylıoğlu köyü (İstefan) arasında yer değiştirmesine sebep olmuş, Cumhuriyet Dönemi’ne böyle geçilmiştir. Ayancık’ın kaza merkezi olmasının ardından (Cumhuriyet Dönemi ile birlikte) bu kez de Helâldı ile Yarna (Türkeli’nin eski adı) arasında nahiye merkezinin neresi olacağı konusunda zıtlaşmalar yaşanmıştır. Nahiye merkezi Türkeli ile Helâldı arasında gidip gelmiştir. Bu arada 1 Haziran 1954’te Kastamonu’nun Çatalzeytin ilçesinin kurulmasıyla daha önce Sinop ili, Ayancık kazası, Türkeli nahiyesine bağlı olan 11 köy (Farya, Epçeler, Paşalı, Piri, Çepni, Somay, Hacıreis, Hacıreissökü, Çatak, Kavaklı, Yunuslar) Çatalzeytin ilçesine bağlanmıştır. (Daha sonra halk oylaması ile 1968’de Karacakaya köyünün de Çatalzeytin’e geçmesiyle) Sinop-Kastamonu il sınırı, aynı zamanda Türkeli - Çatalzeytin ilçe sınırı Akçay (Çatalzeytin çayı) olacak şekilde yeniden çizilerek bugünkü duruma gelinmiştir. 1957’de Türkeli’nin Ayancık’tan ayrılarak müstakil ilçe olması ise (her ikisi de Sinop’a bağlı ilçeler olmakla birlikte) bu iki idari merkez arasında köylerin yeniden paylaşımına sebep olmuştur. Bu tarihlerde bağlandığı kaza merkezini beğenmeyen köylüler de yine arzuhaller yazarak Ankara’dan mağduriyetlerinin giderilmesini istemişlerdir. Bu çekişmeler halkın dilekçeleri ile en üst yönetime kadar ulaştırılmış, ileri sürülen talepler gerekçelendirilerek çözüm istenmiştir. Cumhuriyetle birlikte gelen yeni yönetim halkın taleplerine kulak vermiş, belki de otoritesini halkın sesine kulak vermede bulmuştur. Bu nedenle olsa gerek Türkeli ile Helâldı arasında Cumhuriyetin ilk yıllarında kendini gösteren rekabet Ankara’ya taşınmıştır. Ankara’daki merkezî otorite bu iki yerleşim birimi arasında zamana ve mekâna bağlı olarak tercih yapmak zorunda kalmıştır. Başkent Ankara’da bu tercihler yapılırken, yerel idarelerde halkın sunduğu gerekçeler oldukça ilginçtir. Bu gerekçeler dikkatle incelendiğinde, sanki merkezî otorite sıkıntı yaşamasın, yerel halkın talepleri doğrultusunda verilen kararlarda bu kararı alanların eli güçlü olsun gibi bir izlenim edinmek mümkündür. Cumhuriyetin daha ilk yıllarında Mustafa Kemal Atatürk ve sonrasında İsmet İnönü imzası ile bu taleplere cevap verilmesi ve talep edilen değişikliklerin yerine getirilmesi yeni Türkiye Cumhuriyeti devletinin duyarlılığını ve Osmanlıdan Cumhuriyete geçtikten sonra da devlet geleneğinin halâ ne kadar güçlü bir şekilde devam ettiğini göstermesi bakımından önemlidir. Araştırmada, belgelere dayalı olarak sunulan örnekler üzerinden vatandaşların devlete bağlılıklarının temelinde yatan bu hususa dikkat çekilmiş, devlet-millet ilişkisinin dilekçe hakkı üzerinden ne kadar güçlü bir şekilde kurulduğu ortaya konulmuştur. Aşağıda sırasıyla idari sınır değişiklikleri ve bunların dayanakları zamana ve yönetici tercihlerine göre gerekçeleri ile birlikte verilmiştir:

Köyler nereye bağlansın;Türkeli’ne mi, Çatalzeytin’e mi, Ayancık’a mı?

Sinop ili, Ayancık kazası, Türkeli Nahiyesine bağlı 44 köyün 23 tanesi toplam 7 sayfalık bir gerekçe ile Kastamonu ili Çatalzeytin ilçesine bağlanmak isterler. Bu gerekçeler içinde en tutarlısı ya da en önemlisi arada Akçay deresinin bulunması, Akçay’ın kışın vatandaşa geçit vermemesi, halkın bu yüzden akarsuyun batı sahili boyunca Çatalzeytin’e inip ihtiyaçlarını oradan karşılamak zorunda kalması ve buna benzer unsurlardır. Bu gerekçeler de Cumhurbaşkanlığı katında karşılık bulur ve Ayancık kazası Türkeli nahiyesinin (dolayısıyla Sinop vilayetinin) 23 köyü 16 Mart 1957’de Çatalzeytin ilçesine bağlanmak suretiyle Kastamonu’ya dahil edilir (Ek 3). Bu tarihten yaklaşık üç ay sonra, 19.6.1957 tarih ve 7033 sayılı Kanun ile Türkeli nahiyesi Gemiyanı merkez kabul edilerek ilçe ilan edilir. Karar Resmî Gazete’nin 27 Haziran 1957 tarih ve 9644 sayılı nüshasında yayınlanarak yürürlüğe girer. Böylece Türkeli, Ayancık kazasından ayrılarak müstakil ilçe olur. Türkeli’nin ilçe yapılmasıyla bu ilçeye bağlanan bazı köyler (Gürey, Hümer ve Tenetür) bundan memnun olmazlar ve onlar da 2 sayfalık bir dilekçe ile Türkeli’nden ayrılarak Ayancık ilçesine bağlanmak istediklerini belirtirler. Gerekçelerinde bir de teknik detay vardır ki çok önemlidir. Ayancık’ta kurulu olan kereste fabrikasına tomruk taşıyan dekovil hattı bu köylere yakındır (Mutlu ve Yılmaz 2018). Köylertrenle Ayancık’a gidiş-geliş yaptıklarından bu ulaşımavantajından faydalanmak istemektedirler. Bu istekleri de kabul görmüştür. Söz konusu köyler Cumhurbaşkanı Celal Bayar imzasıyla 1 Nisan 1959’da Ayancık’a bağlanmıştır (Ek 4). 11 Nisan 1968’de bu kez Karacakaya köyü yukarıdakilerden biraz daha farklı bir gerekçe ileri sürerek Türkeli’nden ayrılmak ister. Dilekçelerinde yer alan ifadelere göre, Karacakaya köyünün daha önce Türkeli’nden ayrılıp Çatalzeytin’e bağlanan onbir köyden Sarıkonak ve Yunuslar köyleriyle ortak meraları vardır. Köy ayrıca ticari faaliyetlerini Çatalzeytin’den yapmakta olup sadece idarî olarak Türkeli’ne bağlıdırlar. Bu gerekçelerle halk oylaması yapıp Çatalzeytin’e bağlanmak isterler ve bu istekleri de kabul görür. 11 Nisan 1968’de Türkeli’den ayrılırlar. Kararda imzası olan kişi ise bu sefer Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’dır (Ek 5).

Gerek Osmanlı İmparatorluğu gerekse onun devamı olan Türkiye Cumhuriyeti yönetim sistemi içinde yer alan vilayet, sancak, kaza ve nahiyelerin merkezleri ile bunların idari sınırları zamana ve şartlara göre sık sık değiştirilmiştir. Bunda; kazanılan zaferler, kaybedilen topraklar, fizikî şartlar, sosyo-ekonomik yapı, ulaşım ve güvenlik sorunları gibi faktörler önemli rol oynasa da bu değişikliklerin bir kısmı bizzat halkın şikâyet ve talepleri sonucu gerçekleşmiştir. Bilindiği gibi halkın üst makamlara hitaben talep ve şikâyetlerini dile getirdikleri dilekçelerin (arzuhallerin) yerel veya merkezî yönetim nezdinde kabul görüp görmemesi, bunların gereğinin yerine getirilip getirilmemesi devlet-millet ilişkisinin sağlamlığı ya da zayıflığını gösteren çok önemli belgelerdir. Araştırmada Başbakanlık Cumhuriyet Arşivinden elde edilen belgeler ışığında Sinop’un idarî coğrafyasında gerçekleştirilen bazı değişikliklerin halkın beklenti ve taleplerine uygun olarak nasıl çözümlendiği konusu üzerinde durulmuştur. Örnek alan olarak seçilen Sinop’un Ayancık ve Türkeli ilçeleri arasında Osmanlı’nın son dönemlerinde ortaya çıkan rekabet sonucu kaza merkezi yer değiştirmiş, sonunda Ayancık’ın kaza merkezi olmasının ardından bu kez de Helâldı ile Türkeli arasında nahiye merkezinin neresi olacağı konusunda zıtlaşmalar yaşanmıştır. Kastamonu’nun Çatalzeytin ilçesinin kurulmasıyla bu kez kazalar arasında köyler paylaşılmış, bağlandığı kaza merkezini beğenmeyen köylüler de yine arzuhaller yazarak Ankara’dan mağduriyetlerinin giderilmesini istemişlerdir. Bu çekişmeler halkın dilekçeleri ile en üst yönetime kadar ulaştırılmış, ileri sürülen talepler gerekçelendirilerek çözüm istenmiştir. Cumhuriyetin daha ilk yıllarından itibaren önce Mustafa Kemal Atatürk, sonrasında İsmet İnönü, daha sonra da Celal Bayar ve Cevdet Sunay imzalarıyla Cumhurbaşkanı düzeyinde bu isteklere cevap verilmesi ve talep edilen değişikliklerin yerine getirilmesi yeni Türkiye Cumhuriyeti devletinin duyarlılığını ve Osmanlıdan Cumhuriyete geçtikten sonra da devlet geleneğinin halâ ne kadar güçlü bir şekilde devam ettiğini göstermesi bakımından önemlidir. Araştırmada, belgelere dayalı olarak verilen örnekler üzerinden vatandaşların devlete bağlılıklarının temelinde yatan bu hususa dikkat çekilerek, devlet-millet ilişkisinin dilekçe hakkı üzerinden ne kadar güçlü bir şekilde kurulduğu ortaya konulmuştur.

Bu haber 5022 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Türkeli'de bir kişinin korona testi pozitif çıktı
Türkeli'de bir kişinin korona testi pozitif çıktı
Başkan Demir,
Başkan Demir, "Çatalzeytin'e büyük haksızlık yapılıyor"