Reklam
Ramazan’a başlarken

Ramazan’a başlarken

Ramazan ayının en belirgin ibadetlerinden olan oruç, Arapçada “savm” kelimesiyle ifade edilir.

13 Ağustos 2011 - 11:36

Kelime olarak; bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak, engellemek anlamına gelir. Dindeki kullanımı ise; İmsak vaktinden iftar vaktine kadar, bir amaç uğruna ve bilinçli olarak, yeme içme ve nefsanî arzuları dizginlemektir. İmsak; tan yerinin ağarmasıyla sahurun sona ermesi, yeme içme yasağının başlama zamanını, İftar ise; güneşin batma vakti olup, oruç yasaklarının sona erdiği vakti ifade eder.      

Oruç, İslam’ın temel ibadetlerinden olup, hicretten bir buçuk yıl sonra Şaban ayında, “Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.” (Bakara 183)ayetiyle farz kılınmıştır. Oruç ibadetinin Ramazan’a mahsus olduğunu “Sizden Ramazan ayına erişenler, O’nda oruç tutsun.” (Bakara 185)ayetiyle anlıyoruz. Bu ayda tutulan oruç, Allah katında değerli ve derece bakımından çok büyüktür. Mazeretsiz olarak terk edilmesi ise büyük günahı gerektirir. Her bireye gücü nispetinde sorumluluk yükleyen Rabbimiz; “Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir.”(Bakara 184) ayetiyle çeşitli alternatifler sunmuştur. Sağlam ve misafir olmayanları, oruçla yükümlü tutmasına mukabil, misafir veya hastalık gibi özür sahiplerini, daha sonraki günlerde tutmak üzere muaf tutmuştur. Yaşlılık veya devamlı hastalıktan dolayı iyileşme ümidi kalmayan bireylerden fidye vermeleri istenmiş, eğer fakirlikten dolayı buna güçleri yetmiyorsa, Yüce Allah (c.c.) kimseye gücünün üzerinde sorumluluk yüklemediği (Bakara 286),bağışlayıcı ve kullarının niyetlerini çok iyi bildiği için, onları oruç ibadetiyle yükümlü tutmamıştır.

Oruç, insandaki iki eğilimden biri olan nefsanî arzuların körelmesine, Melek’i özelliklerin ön plana çıkmasına vesile olan bir ibadettir. On bir ay boyunca çeşitli gıdalarla beslenen vücudumuz, Ramazan orucuyla dinlenerek maddi ve manevi bir revizyondan geçerek iki kazanç birlikte elde edilmektedir. Normal vakitlerde sofradaki yemekleri yemekten kendimizi engelleyemezken, Ramazan’da en seçkin yemeklerin etrafında toplanarak iftar vaktinin beklenmesi, o an gelince de çeşitli dualarla, sadece Allah rızası için oruçların açılması, bu ibadetin anlam ve önemini ortaya koyan en önemli göstergelerindendir.

Oruç ibadetinin maddi ve manevi birçok faydaları vardır. Ramazan’da tutulan oruç; insanları, adeta melekleştirircesine iyiliklere yönlendirir. Fakirlere, yılın en rahat dönemini yaşatır. Hal ve hatırlarının sorulmasına vesile olur. İhtiyaçlarının karşılanmasına yol açar. İftar sofralarında zenginlerle buluşmalarına katkı sağlayarak toplumda zengin-fakir kaynaşmasını pekiştirir. İnsanların kalbini yumuşatır. Merhamet duygularını geliştirir. Boş ve faydasız sözlerden kaçınmaların sağlar. Nimetlerin iktisatlı kullanılmasını öğretir. Fertleri israfa karşı bilinçlendirir. Evren de aç-susuz olarak hayat süren insanların yaşantılarını hatırlatır, cömertlik duygularının kabarmasına yardımcı olur. Kur’an’ın indirildiği ay olması vesilesiyle, Kur’an’ı daha çok okumaya, anlamını anlamaya, O’nun emirleriyle hayatımızı şekillendirmemize katkı sağlar. Haliyle oruç, Rabbimizin rahmetine, günahların terkine, iyiliklerin işlenmesine, Cehennemden kurtulup, Reyyan kapısından Cennet’e girmemize vesile olur.

Ramazan ayının Müslümanlar için, oruç ve diğer ibadetlerle; birlik, beraberlik, kardeşlik, sevgi ve saygı duygularının pekişmesine, camilerimizin; Kur’an tilaveti (Mukabele), teravih, itikaf ve diğer ibadetleri hakkıyla eda eden, yaşlı-genç, kadın, genç kız  ve çocuklardan oluşacak Müminlerle dolup taşmasına, Ramazanın gecelerini, Kadir gecesini bulabilme bilinciyle geçirmemize, ilk on gününü güzel değerlendirerek Rabbimizin rahmetine, ikinci on günüyle mağfiretine (Bağışına), son on gününü de hakkıyla eda ederek cehennemden arınıp, peygamberler, şehitler ve salih kullarına komşu olabilecek cennetlerine girmeye vesile yapmasını, canı gönülden, Allah tealadan umuyoruz.

Selam ve dua ile…

Bu haber 7200 defa okunmuştur.
Reklam
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Karabey köyü muhtarı kansere yenik düştü
Karabey köyü muhtarı kansere yenik düştü
İlçemizde Yüksekokul bilgilendirme toplantısı yapıldı
İlçemizde Yüksekokul bilgilendirme toplantısı yapıldı