Reklam
Mum dibine ışık vermez derler, ya sokak lambası?
Prof. Dr. Cevdet YILMAZ

Prof. Dr. Cevdet YILMAZ

Mum dibine ışık vermez derler, ya sokak lambası?

11 Aralık 2020 - 01:37 - Güncelleme: 11 Aralık 2020 - 01:53

Siz hiç sokak lambasının altında ders çalışan bir çocuk gördünüz mü? Görmedik, duymadık diyorsanız, o zaman size anlatacak bir hikâyem var. Buyurun: 

Değerli dostlar sizinle birkaç gün önce acı bir haber paylaştım. Fadıl Demirel ağabeyimizi, değerli bir büyüğümüzü, hayırsever bir iş adamını kaybettik. Fakat asıl önemlisi Türkiye çok ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yine çok önemli bir değerini, yeri zor doldurulacak bir “çelik uzmanı” mühendisini kaybetti.

1977 yılında İTÜ Makine Mühendisliğinden mezun olmuş, kariyerini Ereğli Demir Çelik’te ilerletmiş, 2005 yılında burada genel müdür olmuş, sonra 2009’da Türkiye’nin en köklü en önemli tesislerinden biri olan Karabük Demir Çelik Fabrikasına yine genel müdür olarak gelmiş ve burada da önemli başarılara imza atmıştı. Eskiyi bilenler bilir bu fabrikalar Türkiye’nin en köklü, olmazsa olmazları ve fabrika yapan fabrikalarıdır. Lakin 1970 ve 80’lerde kötü yönetimler sonucu değerlerini kaybetmiş, Tansu Çiller’in başbakanlığı döneminde Karabük Demir Çelik 1 liraya satılarak elden çıkarılmıştı. 

Özelleştirildikten sonra Kardemir adıyla yolu devam eden Karabük Demir Çelik Fabrikaları Fadıl Demirel gibi yöneticiler sayesinde kısa zamanda Türkiye’nin en kârlı ve en gözde müesseselerinden biri olmakla kalmadı, hem vergide hem ihracatta Türkiye’ye prestij sağlayan kurumlar oldular. 100 yıldır dışarıdan almakta olduğumuz demiryolu teker ve rayları da bu dönemde Kardemir’de üretilerek hem demiryollarına hem de şehirlerimizde yaygınlaşan raylı sistemlere yerli malı can suyu olarak ithal ikameden bizi kurtardılar.

Merhum Fadıl Demirel Kardemir’den istifa ederek TAT Çelik’e geçti ve burada yönetim kurulu üyesi oldu. TAT Çelik yassı çelik üreten bir fabrika ve otomotiv sacından günlük hayatta kullandığımız beyaz eşyaların imal edildiği ince saca kadar çok geniş bir yelpazede çelik üreten Türkiye’nin de ilk 500 firması içinde 81. sırada yer alan bir kuruluş. Bu anlattıklarım Fadıl Beyin kariyeri ile ilgili bilgiler. Bunun dışında ölüm haberini verirken hayırsever biri olduğunu, ilçemize bir yüksek okul, bir de kütüphane kazandırdığından bahsetmiştim.

Şimdi gelelim başlığa. Mum dibine ışık vermez derler, ya sokak lambaları?

Geçen yıl Türkeli Belediyesinin gurbetçilerle ilgili olarak tertiplediği organizasyonda bir araya geldik. Özel sohbetimizde konu ortaokul yıllarına geldi. Benim okuduğum Türkeli Ortaokulu’nda o da okumuş, benden önce mezun olup gurbetin yolunu tutmuştu. 1970’li yılların başları, (daha önce bir başka yazımda da bahsetmiştim), o yıllarda ilçe merkezinde elektrik yok. Bir dizel motor var akşam hava kararınca faaliyete geçiyor, gece 24.00’te de de motor duruyor, kasaba karanlığa gömülüyor. O yıllarda Fadıl abinin kaldığı evde elektrik tesisatı, dolayısıyla elektrik lambası yokmuş. Kendisi çalışkan bir öğrenci. O zamanlar okul tam gün. Okuldan geldi, akşam oldu, hava karardı, ders çalışacak. Bulabilirse gaz lambasına, bulamazsa “idare lambası”na mahkûm. 

Fakat Fadıl abi kendini o kadar çaresiz hissetmiyor. Kasabanın nüfusu 1500 civarında büyük bir köyden farkı yok. Köprübaşına doğru evler seyrekleşiyor ve köprüye varmadan in cin top oynuyor. İşte tam köprü istikametinde evler bitince elektrik direkleri ile birlikte sokak lambaları da bitiyor. Son sokak lambası bugün Türkeli Kütüphanesinin olduğu yerde. Fadıl abi ortaokul öğrencisi olduğu o çocuk yaşta kitabını defterini alıp bu sokak lambasının altına gelerek onun ışığında gece yarısı taşların üstünde elektrikler kesilene kadar ders çalışıyor. 

Yıllar geçiyor, mühendis oluyor, kariyer yapıyor, dünyanın en stratejik mamullerinden biri olan çelik konusunda kendini yetiştiriyor, bu alanda ithal kalemlerinden birkaçının Türkiye’de üretimini sağlayarak ekonomimize katkı yapıyor, en önemli fabrikalarımızdan ikisinde art arda genel müdür oluyor, özel sektöre geçiyor, hatırı sayılır bir iş adamı oluyor. Veee kendisinden ilçesi için bir hayır yapması isteniyor. Gündemde de ilçe merkezine bir Halk Kütüphanesi projesi var.

İlçenin ileri gelenleri kütüphaneyi finanse etmesi teklifiyle Fadıl abinin kapısı çalıyorlar. Laf dönüp dolaşıp kütüphanenin nerede olacağına geliyor. Fadıl abinin bir anda gözleri doluyor, misafirler pek bir anlam veremese de O çocukluk yıllarına gidiyor, sokağını hatırlıyor, ışığından faydalandığı sokak lambasını, o lambanın altında, direğin dibinde üzerine oturduğu taşları, gece yarısı elektrikler kesilene kadar cırcırböceklerinin bitip tükenmez sesleri arasında 4-5 metre yukarıdan süzülüp gelen ışıkla aydınlanan kitaplarını hatırlıyor. Gözlerinde gayriihtiyari oluşan bir iki damla gözyaşını siliyor ve teklifi kabul ediyor, kütüphane için maddî ve manevî desteğini esirgemiyor. Tam da o sokak lambasının olduğu yere inşa edilmiş olan binayı kütüphane olarak düzenleyip ilçeye armağan ediyor. 

Evet mum dibine ışık vermez derler, lâkin sokak lambaları için böyle bir söz ben duymadım, siz duydunuz mu bilmiyorum. Fakat hepimizin malumudur ki; mum biraz çevresini ama asıl kendisinden yukarısını aydınlatırken, sokak lâmbaları ise aşağıyı, kendisinden altta kalanları aydınlatır. Nitekim öyle de olmuş. Bugün o lambanın olduğu yerdeki Kütüphane çocuklarımızı, yani geleceğimizi aydınlatıyor onları yarınlara hazırlıyor. Her biri okusun, kendilerinden sonra gelenlere ışık olsun, yol göstersin, önlerini aydınlatsın, memleketimize ve cihana hayırlı insanlar yetişsin diye 24 saat çevresini aydınlatıyor. 

Şimdi sorarım sizlere; mum gibi olup sadece çevremizdekileri ve yukarıdakileri aydınlatıp, dibimize / altımıza / bizden geride kalanlara faydamız olmasın da onları karanlıkta mı bırakalım? Yoksa sokak lambası gibi olup bizden aşağıda olanların bizim seviyemize çıkmaları, hattâ bizi geçmeleri, hep birlikte daha yukarılara yükselmeleri için aşağıları, aşağıdakileri, onların yolunu, izini mi aydınlatalım?

Evet merhum Fadıl Demirel büyüğümüzün altında ders çalıştığı o sokak lambasının yerinde bugün kendi adıyla hizmet veren bir kütüphane var. 

Fadıl abi, ne güzel düşünmüşsün. Ruhun şâd, mekânın Cennet olsun.

Bu yazı 21502 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Tuna Ünal
    10 ay önce
    Fadıl Demirel, ilçemizin yetiştirdiği en büyük şahsiyetlerden biridir. Aramızdan erken ayrılması hem Türkiye hemde ilçemiz ve ilimiz için büyük kayıptır.
  • B gürleyen
    11 ay önce
    Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun
  • Nejat turkeli
    11 ay önce
    Allah rahmet eylesin

Son Yazılar