Sosyal Bilimlerin bir dalı olan sosyal politika dersinde, kitabın bir bölümünde ‘Çalışan Yoksullar’ dan bahsediliyordu. Genel olarak Küreselleşme sonucunda her geçen gün işe başlama yaşının düştüğü, kadınların da daha çok çalışmaya başladığı, ailede daha çok bireyin çalıştığı, buna rağmen ailenin ve toplumun refah seviyesinin düştüğü, emeğin karşılığı olarak verilen ücretin ihtiyaçları karşılamada yetersiz kaldığı, her geçen gün çalışanların daha ‘az’ la yetinmeye alıştırıldığını belirterek bu durumda olanları çalışan yoksullar olarak adlandırıyordu. Doğru söze ne denir?
Düşündüm de; şöyle bir 20 yıl kadar önce durum nasıldı. İşçi, memur, esnaf hangi kesimden olursa olsun yalnızca ailenin reisi-erkeği çalışarak tek maaş-gelir ile evi geçindiriyor, çoluk çocuğunu okutuyor, büyütüyor, evlendiriyor, ve de bir şeyler biriktirebiliyordu, elbette istisnalar olabilir. Ailede 5 çocuk az olarak görülüyor 8, 9 çocuk yetiştiriliyordu. Fatih Kısaparmak’ ın dediği gibi: ‘’Sekiz çocuk büyütmüş bir işçi maaşıyla, bu adam benim babam hey.’’ Hey yavrum hey, gel de hayran olma böyle babalara. ( Ben de 8 çocuk büyütmüş kapı gibi bir BABA’ ya sahibim )
Gelelim günümüze, aile reisinin yanında neredeyse bütün kadınlar da çalışıyor gerek sigortalı, gerekse ev işleri çocuk bakımı gibi aynı tas aynı hamam. Yetmiyor okuyan kız-erkek çocuklar da çalışıyor, Part-tıme full-tıme terimi yabancı ama hepimiz anlıyoruz artık, gene aynı sıfıra sıfır elde var sıfır.
Kredi kartı borcu olmayan aile neredeyse yok, faturalara bir türlü para yetiştiremiyoruz. Araba, ev almak için, düğün yapmak için kredi çekmeyen var mı? Bir eve 3-4 elden para giriyor ama bir türlü bir şey biriktiği yok. Bu nasıl oluyor desem kimsenin de bir bildiği yok.
Emeklilerimize gelince, o zamanlar emekli ikramiyesi bir ev belki bir de araba almaya yetiyor, emekli maaşı evi geçindiriyordu. Ya şimdi; emeklilik maaşı açlık sınırının altında, onlarda mecburen gece bekçisi, şoför, temizlik elemanı olarak çalışmaya devam ediyorlar. O zaman akla şu soru geliyor; çalışmaya başlama yaşı gittikçe düşüyorsa, kadın-erkek, çoluk-çocuk herkes çalışıyorsa, emekli olduktan sonra bile çalışmak gerekiyorsa, yahu insan ne zaman çalışmadan, geçim derdi olmadan yaşamanın, doğanın tadını çıkaracak? Çalış çalış nereye kadar, ne için? Bir avuç toprak için mi?
Şimdilik hepimiz çalışan yoksullarız. Bir şekilde yuvarlanıp gidiyoruz, bankalara bağımlı olarak yaşıyoruz ama sanırım yakında hepimiz çalışan sefiller olacağız. Kim bilir belki durum yalnızca benim çevrem ve tanıdıklarım için geçerlidir belki çoğunluk daha rahat bir hayat sürüyordur, sosyal yaşantıları standartları daha yüksektir de ben görmezlikten geliyorumdur. Ne dersiniz?
Genel
Yayınlanma: 26 Şubat 2013 - 12:59
Çalışan yoksullar
Genel
26 Şubat 2013 - 12:59
Sosyal Bilimlerin bir dalı olan sosyal politika dersinde, kitabın...
Bu haber 2840 defa okunmuştur.
İlginizi Çekebilir











