Sivil toplum dernek çatısı altında birleşerek bir güç ortaya koyar.Öyle ya... “Bir elin nesi var iki elin sesi var!” sözündeki ifade; insanların sesini duyurabilmesi için gücünü ortaya koyması, birlikte hareket etmesiyle oluşmaktadır.Bu da ancak bir dernek çatısı altında kucaklaşmakla tek kuvet, tek yumruk olmakla mümkün.Dernek çatısı altında insanlar, karşılıklı güven duygusuyla birlik ve beraberliği, dayanışmayı sağlarlar.Derneğin tüzüğündeki amaçlara uygun hedefler seçerler ve uygularlar.Yöresel kültürlerini korurlar ve yaşatırlar.Gurbette kurulan “Hemşeri Dernekleri” de bu amaçlar doğrultusunda birçok faaliyetlerde bulunurlar.Gurbette özellikle İstanbul’da ilk dernekçilik çalışmalarını 1950’li yılların sonlarında Sivaslılar başlatmışlar. Bu dernekler sayesinde Sivaslılar her dönem İstanbul’un yönetimine talip olmuşlar.Sivaslıları sonradan diğer Anadolu şehirleri ve özellikle Karadeniz dernekleri izlemişler.Çoğumuzun bildiği gibi bugün Karadeniz Hemşeri Dernekleri en popüler, en güçlü sivil toplum örgütleridir.Özellikle Bayburt, Gümüşhane, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rizelilerin kurdukları dernekler sayesinde hem yörelerinin çeşitli sorunlarına, hem kültürlerine, hem de üniversitede okuyan yoksul öğrencilerin eğitim giderlerini üstlenerek, onlara en büyük maddi ve manevi desteği sağlamaktalar.Her yıl Ankara ve İstanbul’da düzenledikleri görkemli kültür şölenleriyle yöresel kültürlerini tanıtarak dikkat çekip; Türkiye’nin yönetimi ve siyaseti üzerinde etkin bir baskı unsuru oluşturmaktalar.Ancak biz Sinoplular ilk dernekçilik çalışmalarıyla örgütlenmeleri 1980’li yılların sonlarına doğru İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde başlattık.Avrupa’daki Sinoplular ise 1990’lı yılların sonlarına doğru başlattılar yoğun dernekçilik faaliyetlerini...Karadeniz’in söz konusu bu aktif derneklerine kıyasla bizler, “dernekçilik arenası”na biraz geç kalmakla birlikte, küçümsenmeyecek başarılara ve projelere imza attık.Bu anlamda gurbetteki hemşeri derneklerimizden özellikleİstanbul’da faaliyet gösterenler tüm hemşerilerini kucaklayarak, gerçekten büyük bir özveri ile sosyal dayanışmayı ve yardımlaşmayı sağlayarak, hedeflerine ulaşmaktalar... Kendilerini her zaman olduğu gibi yine gönlümce kutluyorum.Dernekçilik gönül işidir.Dernekçilik gönüllere inme işidir.Dernekçilik özveri ve fedakârlık işidir.Dernekçilik insan sevgisidir......Ve dernekçilik sadece onursal bir iştir.Bu noktada insan onuru en önde gelir. Derneğe hizmet eden insanlar karşılık gözetmezler. Onun beklediği tek şey onuru ve şerefiyle hizmettir. Ödülü ise: Onur ve şeref liyakadıdır. Onuru ve şerefi kırıldığında o insan biter! Yaptığı hizmet karşılığında beklentisi olmamasına karşın, bir de üstüne üslük onur ve şerefiyle oynanırsa, hakarete, iftiraya uğrarsa, işte o an o insanın bittiği andır.Bu bağlamda insanları kırmadan, incitmeden, sevgiyle ve saygıyla onların gönüllerine inerek dernekçilik yapılmalıdır, diye düşünüyorum.Yeni kurulan ve tüm Türkelilileri, köyleriyle birlikte kucaklayacak olan bu derneğin kurucularını can-ı gönülden kutluyor; hedeflerine ulaşmaları konusunda tüm hemşerilerimizin her türlü maddi ve manevi desteği sağlayacağını düşünüyor, bu onursal ve şerefli hizmette başarılar diliyorum!Sevgi ve saygı ile...
Genel
Yayınlanma: 28 Nisan 2012 - 13:20
Dernek: Sivil Toplum Örgütünün Gücü...
Genel
28 Nisan 2012 - 13:20
Dernek denilince sivil toplum örgütleri akla gelir.
Bu haber 2648 defa okunmuştur.
İlginizi Çekebilir











