Eğitim yol yapımına benzemez!.. Yolun asfaltı patladığı, çatladığı zaman, biraz yama yaparsınız, biraz sağını -solunu tamirat, tadilat edersiniz, olur biter!
Eğitimde bunları yapamazsınız. Eğitimin yaması, tadilatı ve tamiratı olmaz. Eğitimin sadece alt yapısı, temeli olur. Eğer öğrenen, eğitim gören çocuklarımızın bilgileri ezbersiz; sağlam temeller üzerine oturmazsa; o öğrenciden yüksek öğreniminde beklediğimiz başarıyı bulamayız. Hüsrana uğrarız... Ne yazık ki okullarında ve okul sonrasında, iş hayatında da başarılı olamayacaklardır...
Eğitimsiz insan yolunu bulamaz... Hak ve sorumluluklarını bilemez... Dünya görüşü, içi boş bir davula benzer... Sadece Ramazan Davulu gibi bangır bangır öter, durur...
Eğitimsiz insan nasıl besleneceğini de bilemez, bu yüzden sağlığını da koruyamaz...
Sadece idare ile idare eder ve sadece idare ile aydınlanır...
“İdare” yi yeni nesil pek bilmez... Ancak bizler iyi biliriz idareyi...İdare; eskilerin deyimiyle gazyağı ile, yani petrolle yanan ışıklandırma aletine denir... Tenekeden yapılmış, yuvarlak bir kutu düşünün. Bu kutunun içine petrol gazı koyuluyor ve bir de bezden şerit fitil salınıyor... Ve yakılıyor!.. Al sana zamanın aydınlatma aleti... Bir de petrol lambası vardı ki; o herkeste yoktu!.. Fener ve petrol lambası herkeslerde yoktu... Siz hiç idare ışığıyla odanızıaydınlattınız mı? İdare ile gece yarılarına kadar okul ödevi, ders yapmış olanlarınız var mı? Elbette vardır. Ben de o idare ışığında yaptım okul ödevlerimi, yıllarca...
İşte bizler de bugünlerde cılız bir idare ışığıyla aydınlanıyoruz sanki... Ve bu idare ışığıyla yetiniyoruz... O günlerin yoksul şartlarında beynimizi idare ışığyla aydınlatma mücadelesi verirken; bugünki hayat şartları dünle kıyas yapılamayacak ölçülerde olmasına karşın; okumuyoruz! Gazete okumuyoruz! Kitap okumuyoruz!..Dergi ve mecmua ( o da ne?) hiç okumuyoruz...
Ve böylece bizler bir: “Avara sattummm!!!” oluyoruz. Bu tabirimi bağışlayın lütfen! Köylerimizde bu deyim çok çok kullanılıyor, değil mi?.. Nedir bu “Avara sattum”?.. Bu deyimin anlamını çok iyi analiz etmemiz gerekiyor... Sonra da ne kadar anlam yüklü olduğunu göreceksiniz! Bu söz genelde, kendisinden beklenen işi, tavrı ve davranışı gösteremeyen; yaptığı işi üstüne başına bulaştıran, beceriksiz, palavracı insanlar için kullanılıyor:
“Aaağıııh Avara Sattummmm!!!” sözlerinden sonra da alaysı gülüşmeler ve ağız dolusu kahkahalar atılıyor...
İşte bizim eğitim anlayışımız, işte bizim eğitim sistemimiz ve sonuçta; işte bizim çocuklarımızın okullarımızdaki başarıları... Yani bir “Avara Sattummm!..”
Kimse kimseyi kandırmaya çalışmasın! Geçen yıl ünlü Alman Stern Dergisi’nin araştırma sonuçlarına göre; dünya sıralamasında bizim üniversitelerin eğitimdeki başarısı, yürekler acısı... İlk 500’ün içine bile girememişiz. Bunların içinde; ne ünlü Robert Koleji –Boğaziçi Üniversitesi var, ne de ünlü ODTÜ var ve nede en eski üniversitemiz olan İTÜ var... Hiç bir Türk Üniversitesi maalesef yok, bu başarılı ilk 500 üniversitenin içinde... Ama Afrika ülkelerinden Kenya bile var ilk 500’ün içinde... Fakat Biz yokuz!
Neden yokuz???...
Ezberci eğitim yüzünden!.. Üretken olmayan eğitim yüzünden... Sistemi ilkel-çağdışı olan eğitim yüzünden... Öğrenciye baskı ve şiddeti ilke edinmiş eğitim yüzünden... Ve uygulamasız eğitim yüzünden... Ve sonuçta sadece diploma endeksli populist eğitim yüzünden... Bütün bunlar yetmez mi; eğitimde başarısız olmamız için?..
Bu makalemde konuyu şuraya bağlamak istiyorum. Türkeli’ye açılacak yüksekokul 21.Asrın modern eğitim sistem ve koşullarına uygun olsun... Ezberden uzak, uygulamalı örnek bir fakülte olsun!..
7 Aralık 2002’de Sinop’ta Eğitim Fakultesi Binası’nın temelini atarken; Asider’in büyük sponsor- larından Alman işadamları da oradaydı. Bunlardan biri Bay Schieder şöyle demişti konuşmasında:
”Türkiye’de henüz daha açılmayan, Avrupa’da da henüz daha yeni yeni bilinen ve çok az sayıda açılmış olan bir fakülte var. (Türkçesiyle şöyle tanımlanabilir) Orman Ürünleri Endüstrisi ve Mobilya Dekorasyonu Fakültesi. Sinop Üniversitesi açılınca Ayancık’a veya Türkeli’ye böyle bir fakülte bölümü açmalısınız!” diyerek bizlere, böyle bir modern ve çok yeni bir fakülte bölümü önermişti... Bu fakülte Ayancık’a açılamadı... Onların yüksek okulu var.Şimdilik yeter onlara... Artık sıra bizde. Biz Türkelililer bu amaçla gereğini yapalım ve araştıralım!.. Ne dersiniz?.. İstersek bunu başarabiliriz!..
Bir yorumcu kardeşimiz de bu web sayfamızdaki önerisinde; ilçemize açılmasını istediğimiz kurumun yüksekokul değil de; bölgemizin olanaklarına uygun bir fakülte açılmasını öneriyor. Çünkü Kastamonu’nun ilçelerinde örneğin Taşköprü’de açılmış olan bir yüksekokulun yeterince ilgi görmediğini ve öğrenci yetersizliği nedeniyle, kapanmakla karşı karşıya kaldığını yazıyor..
Hemşerimiz çok haklıdır...
Bugün hala Türkiyemizde yüksek tahsil yapmak isteyen öğrenciler; dört yıllık fakülteleri tercih ettiklerinden, yüksekokullar kapanma tehlikesiyle karşı karşıyalar...
İşte Türkiye’deki yüksekokullarımızın durumu böyle... Bu yüzden Türkelimize, yüksekokul yerine; sözünü ettiğimiz “Orman Ürünleri Endüstrisi ve Mobilya Dekorasyonu Fakültesi” gerekli diye, Sayın Schieder gibi ben de öneriyorum...
Ancak Sinop’ta temel atma töreninde bir de şu cümleyi ilave etti ünlü işadamı Sayın Schieder... Ben de hazır bulunan katılımcılara bu cümleyi tercüme etmek durumunda kalmıştım.
Sayın Schieder şöyle demişti:
”Sizler sadece İnşallah... İnşallah demekle yetiniyorsunuz!.. İnşallah yetmez!.. Çalışacaksınız!.. Çok... Çok çalışacaksınız! Ondan sonra da Allah’tan isteyeceksiniz!” ... doğru değil mi?.. Sayın Schieder’e “Gavur” deyip geçmeyelim!.. Dinince ondan ve diğer Alman- Türk işadamlarından Allah razı olsun! Onların sayesinde bugün; Sinop Üniversitesi Eğitim Fakültesi, binlerce öğrenciye hizmet veriyor...
Eğitim işi çok ciddi bir iş... Haydi Türkeli, harekete geç!.. “Yola çıkan yolda kalmaz!” Allah yardımcımız olsun!...
Bu yolda kolaylık ve başarı dileklerimle!














