Biliyorsunuz “Sivil Toplum Kuruluşunun Gücü” denilince ilk akla gelen “dernek” oluyor.Bir STK olan derneklerin gücü gerçekten tartışılmaz! İnsanlar maksatlarını ve projelerini bu çatı altında daha da kolaylıkla gerçekleştirirler. Bir insan düşünün: sadece kendisi için vardır. İçinde yaşadığı toplum için fazla şeyler yapamaz, maddi olanakları yetersizdir, bu da maksadına ulaşmasına engel olabilir. Tek eldir! Tek sestir! Hatta sessizdir! “Bir elin nesi var, iki elin sesi var!” kıstasından hareketle; STK’lar; bu düşünce değerlerinin, gönüllerin sessiz değerlerinin, bir kartopu gibi büyüyerek bir çatı altında birleşmesini ve çoğalarak güçlenmesini sağlar.Bu anlamda Sivil Toplum Kuruluşları’nın en büyük yaptırım gücü: “SES” gücüdür. Sesli düşünebilme ve Sesini duyurabilme gücüdür.Aynı çatı altında birlikte alınan demokratik kararların seslendirilmesidir STK’lar...Elbette bizlerin içinde bulunduğumuz STK’lar; kültür değerlerimizi koruyarak, sosyal dayanışma ve yardımlaşma yolunda hedefleri doğrultusunda etkinlikler yapacaklardır. Ancak bunun dışında daha başka öneme haiz bir etkinlik vardır ki; işte bu noktada STK gücünü ortaya koymalıdır.Bu güç: Toplu ses gücüdür! Birlikteliğin gücüdür!Son yıllarda çok sayıda STK’lar, dernekler Sinop ve Sinoplu’nun hizmetinde küçümsenmeyecek etkinlikler yapmış, projeler üretmiştir.Ancak bütün bunlar dernekçiliği öğrendiğimiz, STK’ların gerçek görevlerini bildiğimiz anlamına gelmez! Hep birlikte daha çok şeyleri öğrenmemiz gerektiğini düşünüyorum.Bu amaçla seminerler ve paneller düzenleyerek; dernekçilik, Sinop’un Tarihi ve Kültürü konularında hemşerilerimizin bilinçlendirilmesi gereğine inanıyorum.Dernekçilik gönül işidir! Gönüllere inme işidir! İnsanlara yaklaşım ve onu ikna edebilme yeteneğidir dernekçilik!.. Ve dernekçilik; kendi zamanını, kendi paranı, kendi hayatını insanlara vakfetme işidir...Son otuz yıldır yurtta ve yurt dışında içinde bulunduğum STK’larda (dernekler) edindiğim bilgi ve tecrübelerimi sizlerle paylaşmak isterim!STK’lar bu gücü nerde kullanmalıdır?1- Sivil Toplum Kuruluşları sadece ve sadece memleketinin sorunları adına taraf olmalıdır! (A) Partisi, (B) Partisi, (C) partisi demeden Siyasi partilere ayrımsız eşit uzaklıkta durmalı, dik duruş sergilemelidir! Parti mensuplarıyla boy boy resimler çektirmenin artısı yoktur.2- Sinoplu ve Sinop’un sorunları için var olduğunu kanıtlamalıdır. Tek güç, tek yumruk, tek kuvvet, birlikte güçlü bir ses olduğunu ortaya koymalıdır. İstemelidir! Sadece hak ettiğini istemesini bilmelidir. Bu isteğinde direnmesini bilmelidir!3- Sinoplu’nun en öndeki sorunu: GÖÇ’ tür. İvedelikle bu göçün durdurulması adına projeler üretmeli ve önerilen mevcut projeleri desteklemelidir.4- Yine Sinoplu’nun memleketindeki “en”lerin sorunu yol sorunudur. Sahil yolu, Samsun -Sinop güzergâhı tamamlanmakta iken, Sinop’tan batıya Türkeli’ye uzanan yol projesi yeniden iptal(!) edildiği söylenmektedir. Halen söz konusu bu ucube sahil yolunda, arabalar denize uçmakta, her yıl onlarca insan canından olmaktadır! Bu trajediye son vermek adına; bizler de Yozgatlı’nın yaptığı gibi bir dernek çatısı altında birleşip irademizi ortaya koymalı, tek kuvvet tek yürek olmalıyız! Yozgatlılar; geçtiğimiz yıl, onbir otobüs dolusu insanla TBMM’nin önünde eylem yaparak; on km.lik yolun asfaltlanması sözünü almadan, Meclis’in önünden gitmemişlerdir...5- Eğitim sorunu: Sinoplu eğitimden de gereği gibi nasibini alamamaktadır. Eğitime hevesli, mesleki tahsilini veya yüksek tahsilini yapmak isteyen her “Sinoplu” genci desteklemelidir. Bakınız: Adamlar, cemaatçılar(!) kavun karpuz seçer gibi gençlerin en yetenekli en zeki olanlarını seçip, kendi görüş ve düşünceleri doğrultusunda eğitiyorlar. Hal böyleyken bizler ne yapmalıyız? Bizler de sadece Sinoplu adına Sinop için “Sinoplu” gençleri yetiştirmeliyiz ki onlar da memleketlerini, Sinop’u sahiplensinler!6- Gurbetteki Sinoplu’nun iş ve mesken sorunlarıyla yakından ilgilenilmelidir! STK’larda görev almış olan arkadaşların gerektiğinde acil ihtiyacı olan bu hemşerilerimizin yanında olduğunu göstermelidir.7- Sinop’un ve Sinoplu’nun kurtuluşu: Derin tarihi kültürü olan Sinop’umuzun iç ve dış turizme açık olarak tanıtımının yapılması ile mümkün olabilir. Bu anlamda eski Sinop Mapushanesi’nin bir müze haline getirilerek turizm hizmetine açılması öngörülmelidir. Mevcut projelerin uygulanması için çaba gösterilmelidir.Tüm yukarıda sıraladığım eksiklerimizden başka daha da önemli projelerimizin Sinop adına olabileceğini varsayarak:O partinin, bu partinin adamı olmadan; o vekilin bu vekilin adamı olmadan; o kuruluşun bu kuruluşun adamı olmadan; o iş adamının, bu iş adamının adamı olmadan: ADAM GİBİ ADAM! Olabiliyor muyuz? Bir dik duruşla: Sinop’un ve Sinoplu’nun adamı olabiliyor muyuz!? İşte sorun burda! İşte karar noktası, kırılma noktası burda!Bunu aştığımızda Sinoplu da; Sivaslı gibi, Malatyalı gibi, Kayserili gibi ve hatta Giresunlu-Karadenizli hemşerilerimiz gibi; Türkiye pastasından istediği, hak ettiği payı alacaktır!!!SİYAD Kongresinde hizmet için yarışacak tüm hemşerilerimize başarılar diler, Sinop’umuz için hayırlara vesile olmasını temenni ederim!
Genel
Yayınlanma: 31 Ocak 2014 - 10:46
Gurbetteki Sinoplu ve Dernekçilik
Genel
31 Ocak 2014 - 10:46
Biliyorsunuz “Sivil Toplum Kuruluşunun Gücü” denilince ilk akla gelen...
Bu haber 3691 defa okunmuştur.
İlginizi Çekebilir










