Bundan kısa bir süre önce bir hemşehrimiz köşe yazılarında Türkeli’deki “Yolsuzluklar”ı sıraladı. Herkesçe malum bu yolsuzlukları hemşerimiz yazıya döktüğünden, kendisine sataşmalar olmuş ve o da sonunda yazmayı bırakmış!.. Ben böylesi polemiklere girmek istemiyorum!Anamı dinlerim ben: “Uşam yazularığda kimselere sataşma!.. Gendüğe düşman peydahlama!” dedi. Ben de: “Böyük sözü dinnerin ben anam!” dedim... Ve o yüzden kimselere sataşmak, bulaşmak istemiyorum. Aslında bilinen ve inkar edilen bu yolsuzluklardan söz edecek değilim. Şimdi gelelim asli konumuza. Benim sorunum Türkeli’nin bağlantı yolları...Anamı aldım, İstanbul’dan memlekete, köyüme gidiyorum. Son yazdığım romanımı “Öğretmen... Bir Ezbercinin Romanı” adlı kitabımı tanıtmak için memleketime gidiyorum... Yollar gözel mi gözel, gaymak gibi...”Dalgasız denizde yüzen bir gemi” misali...Kasis yok!.. Paldır –küldür,paaat- küüüt yok! “Manda kafası kadar” çukur yok! Alâââ...Avrupa yollarını aratmıyor...Maşşşallah!!! Anacım’la sohbet ede ede, onun duasıyla Çatalzeytin Rampası’nı da hayırlısı ile “indük(!)”Seviniyoruz tabi kazasız belasız memleketimize geliverdik diye... Dalmışım işte: Tam Çatalzeytin’i Türkeli’ye bağlayan köprüyü geçerken “Mağdur Gencek Köyü” sınırlarına girer girmez; o alışık olduğumuz “ucube” sesler kulaklarımızı deldi. Anam 89 yaşında. Kulakları pek duymazdı. Ancak o korkunç ve çirkin sesleri, paldır, küldür seslerini “sağır sultan” dahi duyardı, anam duymaz mı hiç?.. Ancak bizim “Sultanlar” haletün hala duymadılar...Duymuyorlar!.. Görmüyorlar!..Anam birdenbire irkilmişti. “Boşta duruyormuş” korkmuştu zavallı:“Uşam bu sösler de ne??? Gorkdum birdenbire... Yovaş git yovaş!!! Neriye geldük? Bura başga bi memliket herhalde, Urusya mı ne??? Allah Allaah... Yovaş git bari. Burıya gada geldük hiç bi sös duymaduk! Burası da nere??? ”Şimdi ben anama ne diyeyim?.. Buranın neresi olduğunu ona nasıl izah edeyim? Yanıtsız kaldım...Evet burası nere?İçimden anama şöyle bi yanıt veresim geldi:” Burası unutulmuş, sahipsiz bir memleket ana! Burası ikinci sınıf vatandaşların yaşadığı bi memleket ana...” Dahası var: Hemen yüz iki yüz metre sonra ancak bir araba geçebilecek kadar bi keçiyolu başladı... Çok dar ve sathı tamamen bozuk kaya yoluna girer girmez, karşımda çift romorklü 30 tonluk bir TIR!!! Adam rampa iniyor, ben çıkıyorum!.. Haydaaa... Hadi bakalım, ayıkla şimdi pirincin beyaz mı beyaz taşlarını... Adam yakmış uzunları gözüme gözüme, geliyo üstüme üstüme:“Geri gittt!!!”Hadi git gidebilirsen!.. İstanbul’dan 600 küsur km. gelmişsin!.. Şimdi al başına belayı...Anam bi taraftan, naçar kalan TIR şoförü bi taraftan...Duanın ve de bedduanın biri bi paraya...Yaradana sığınıp güç be hal arabamı geri geri alarak, sığınacak bi “delük” buldum!..Geçmiş olsun!.. Yola devam! Paldır -küldür, paaat- küüüttt...Nihayet Türkeli’ye, köyümüze geldik!Bakın şimdi!.. Siz karar verin! Bundan daha büyük Yol(!)suzluk mu olur???Bu işin ilacı, çaresi var elbet: Bazı hemşerilerimizin önerdiği gibi; Çatalzeytin’le birleşelim gitsin!.. Bağlanalım Kastamonu’ya yol sorunumuz bir yıl içinde çözülür... Siz ne dersiniz?Not: Önümüzdeki günlerde Türkeli’de kitabımı tanıtmak için düzenleyeceğimiz okuma ve imza geceme tüm hemşerilerim davetlimdir! Tarih ve saat belirlenerek sizlere duyurulacaktır.Saygı ve sevgilerimle!
Genel
Yayınlanma: 26 Nisan 2013 - 11:23
İlçemizde Yol(!)suzluk...
Genel
26 Nisan 2013 - 11:23
Bundan kısa bir süre önce bir hemşehrimiz köşe yazılarında Türkeli’deki “Yolsuzluklar"...
Bu haber 3799 defa okunmuştur.
İlginizi Çekebilir









