”Duanız olmasa Allah size ne diye değer versin”(Furkan 77),”Dua ettim de kabul olunmadı demedikçe duanız kabul olur”,Dua müminin silahidir.”Yukarıda arzedilen ayet ve hadislerden anlaşıldığı gibi dua mümin için önemli rica,iltica ve esrarlı bir silahtir. Yeter ki bu güce inanıp farkında olalım. Kasabanın birinde, yol üzerinde, köşe başında çok güzel bir cami varmış. Caminin tam karşısında da iki katlı bir bina. Binayı kiralayan adam, binanın alt katına bir meyhane, üst katına da pavyon açmak üzere hazırlıklara başlamış. Caminin imamı buna şiddetle karşı çıkmış ama açılışı bir türlü önleyememiş. Yapabildiği tek şey; bu yerin yıkılması ve helak olması için gece gündüz dua etmek olmuş.Meyhanenin açıldığı gün, gece vakti; şiddetli bir şekilde yağmur yağmaya, fırtınalar kopmaya başlamış ve düşen bir yıldırım sonucu, bina yanarak yerle bir olmuş. İmam ve cemaat, bu olaydan duydukları memnuniyeti saklamamışlar. Meyhaneci ise; bu olaydan ötürü imam ve cemaatin yaptıkları dua ve ibadet nedeni ile sorumlu olduğunu ileri sürerek, uğradığı zararı karşılamak için onlara karşı tazminat davası açmış. İmam, verdiği cevap dilekçesinde, bu işlerin dua ile bir ilgisi olamayacağı yolunda savunmasını yapmış.Yargılama aşamasında, bütün deliller getirilmiş, tanıklar dinlenmiş, nihayet duruşma günü gelmiş. Hâkim dosyayı açmış ve taraflara dönerek:- Bütün dosyayı dikkatle inceledim, ortada tuhaf bir durum var, nasıl karar vereceğimi bilemiyorum; davanın taraflarından birisi, duanın gücüne inanan bir meyhaneci; diğeri ise yaptığı duanın gücüne inanmayan bir imam ve cemaati) demiş...Allahın cilveyi rabbanisine bakınız.. HELE SEN DUANA BİR İMAN ET; GÖR NELER OLUR?Dr. İşân Hüseyni, Pakistanlı idi. Yaptığı büyük hizmetlerden dolayı ödül almak için uluslararası bir konferansa gidiyordu. Uçağa bindi... Ancak havada bir arıza olmuş ve yıldırım çarpması sonucu uçak en yakın havaalanına inmek zorunda kalmıştı.Bir sonraki uçak 16 saat sonra kalkacaktı. Sinirlendi ve o toplantıya muhakkak yetişmem lazım, 16 saat bekleyemem diye sinirlenerek bağırdı. Görevliler gideceği şehrin 6 saat uzaklıkta olduğunu ve isterse araba kiralayarak gidebileceğini söylediler. Acele yola çıktı ama aksilik bu sefer de yolda şiddetli yağmurdan göz gözü görmez olmuş ve selden dolayı araç gidemez olmuştu. Yol kenarında eski bir evin kapısını çalıp hızla içeri girdi.Yaşlı bir kadın içeride oturuyordu. Süratle ona; ‘Telefonu verir misin? Telefon etmem lazım!’ dediğinde... Kadın tebessüm ederek dedi ki: Görmüyor musun evladım ne telefonu. Burada ne telefon ne de elektrik var. Geç az dinlen ve az yemek ye çay içip dinlen. Sonra düşünürsün bu işleri...Adam çaresiz az ısınarak yemek yedi ve çayını yudumlarken yaşlı kadın namaz kılıp uzun uzun dualar etti. Dikkatle baktığında kadının bir beşiği salladığını ve beşikte çok küçük bir bebeğin hareketsiz durduğunu gördü.- Kimin bu bebek anacığım? Hayırdır bu kadar uzun ağlayarak dua ettin.- Hem annesi hem de babasından yetim olan torunumdur. Ağır hastalığı var. Bölgedeki hiçbir doktor çaresini bulamadı.Dediler ki: İşan Hüseyni adlı bir doktor var. Çaresi ondadır. Ancak çok uzakta olduğundan birkaç gündür Allah'a dua ediyorum ki Allah bu bebeğin işini kolaylaştırsın.Doktor Hüseyni ağlayarak dedi ki:- Kalk anacığım. Allah senin duanı kabul etti. Senin duan yıldırımlar çaktırıp uçağı yere indirdi. Seller akıttı ve sonunda beni size ulaştırdı. Dr. İşan Hüseyni benim. Allahın, kullarına isteğini ulaştıracağına kalpten iman ettin! Ne mutlu sana!
Genel
Yayınlanma: 30 Mayıs 2015 - 22:22
İmam ve meyhaneci
Genel
30 Mayıs 2015 - 22:22
”Duanız olmasa Allah size ne diye değer versin”(Furkan 77),”Dua ettim de kabul olunmadı...
Bu haber 6942 defa okunmuştur.
İlginizi Çekebilir








