Epeydir haz vermeyen Rıdvan’dan Tanju’dan sonra keyifle izlenecek özel futbolcular yetiştiremeyen Türk futbolu son günlerde mide kaldırır durumun dışına çıktı.Futbolda bu işler hep var mıydı "bilmiyoruz." Şimdi de suç işlendiğini veya işlenmemiş olmadığını da bilmiyoruz. Bildiğimiz tek ve kesin şey içimize düşen derin "şüpheler" ve kandırılmış olma "ihtimalimiz."Şu bir gerçek ki çok ciddi yatırımlar yapılan büyük organizasyonlar tertiplenen ve büyük paraların döndüğü, adeta"gladyatör" müsabakalarına dönüşen futbol artık bir oyun değildi.
***
Radyo günleriydi. Bir şehirden diğerine bağlanan yayınlar, bir heyecan fırtınası, maçlar adeta insanın gözü önünde canlanır giderdi. Lakin "arka planda" neler oluyor asla göremez, bilemezdik. Her şey o "davudi" sesiyle hayat buluyordu Necati Karakaya’nın;-Kaleci Yaşar’dan bir "planjon…"-"Degaj…"- Ali Kemal "demarke vaziyette..." "Topa vurmaya muvaffak oldu"…"Bir domi vole..." "Gol…"Bu "kısa" ve kesik kesik "anlatım" nidaları kesileli uzun zaman oldu. O zamanlarda şike-teşvik var mıydı bilemiyoruz.Vardı da, "gözün görmediğine" gönül katlanıyor muydu?***
On sekiz yaşında bir delikanlının"trilyon liralar" kazanabildiği üzerinde yine trilyonluk "bahislerin," şans oyunlarının tertiplendiği bir müsabaka oyun olmaktan çıkalı epeyi olmuştu da, "hayat hengamesi" içinde biz mi farkedememiştik.Kuralları; günümüz evrensel hukuku içinde eksik kalan ve dev bir sektör haline gelen, maksimum paraya ve vahşi rekabete entegre edilen bu "oyunun temiz kalması" pekte olası durum değildir zaten.Bu bol paradan menfaatlenmek isteyenler mutlaka olacaktı. "Kimi legal kimi illegal" olarak bu dev havuzdan kendince payını almaya çalışacaktı.Bu bağlamda bu illegaliteyi becerenler kendilerince mutlu mesut kazançlarına kazanç katarken; bu yola tevessül etmeyenler, hala "domi vole vurmayı deneyenler" ve benzeri zevat sızlanacak, haklı payını isteyecekti.Gizliliğin kalmadığı dijital ve iletişim çağında, para dolu çuvalın içinde oynanan oyunun zayıf noktalardan "kirli çamaşırlar" etrafa saçılıverdi.Artık kanuna yansıyan bu durum tertemiz ak pak olsa da, herkes ak kaşık gibi "aklansa da" insanların içini bir kandırılmışlık hissi bürüdü.Yani birileri bir dümen çevirdi- affedersiniz- bizde saf saf onların dümenlerini "izledik" öyle mi?Henüz bilmiyoruz.Şimdi bir maç gözümüze ilişse aynen "şu hisse" kapılıyoruz. Burada da vardır bir numara.Delikanlı topa ayağının içiyle vursa başka, dışıyla vursa başka bir mana yüklüyoruz hareketine, satılmış sözünü izansızca "yaftalıyoruz" üzerine.İşin zor olanı da zihnimize yerleşen "bu algı içinde" spor müsabakası izlemek.Güzel ve özel olanı bile izleyemiyoruz artık.***
Ben çamurlu toprak sahayı "amatör" ruhla oynayan oyuncuları tercih ediyorum gönülden. Filesiz, çıtadan kaleleri arıyorum, karşılıksız "sadece spor" olanını tercih ediyorum.Niye mi?İlkel olması kirli ve gayri ahlaki olmasından "iyidir bizce." …Birileri "altı pasa deplase" olsa da biri de "domi vole" vurup bu sistemi temizlemeye "muvaffak" olsa bari. Kaleci bu topa da "planjon" yaparsa kirlilikten zehirleneceğiz zahir.











