Konuyla ilgili yayın ve ansiklopedilerden edindiğim bilgileri, sizlerle paylaşmak istedim.Alcatraz, 1861- 1963 yılları arasında cezaeviolarak kullanılmış bir adadır. San Francisco Körfezi'nde sahile 2,4 km uzaklıkta 9 hektar alana yayılmış olan Alcatraz Adası, ABD'nin en ünlü hapishanelerinden biri olma özelliğini taşıyormuş. 1868 yılında yapılan, yerli isyancıların önderlerinin tutulduğu hapishane, Alcatraz adasının gelecekteki rolünü de belirlemiş. 1 Ocak 1934 tarihinde federal hapishaneye dönüştürülmüş. Disiplinin sıkı tutulması amacıyla yeni hükümlü alınmayıp, diğer cezaevlerinden tehlikeli hükümlüler buraya nakledilmiş.Alcatraz Adası Cezaevi, birçok ünlü suçluyu "ağırlamış". Bunlardan bazıları; Al Capone, Doc Barker, "makineli tüfek" George Kelly, "kuş adam" ya da Alcatraz Kuşçusu olarak bilinen Robert Stroud, Bonnie ve Clyde ikilisinin şoförü Floyd Hamilton ve Alvin Karpis gibi isimlermiş. Hükümlülerin sayılarla isimlendirildiği Alcatraz'da hiçbir ayrıcalık yokmuş. Cezaevi kitaplığından yararlanmak için bile en az beş yıl sorun çıkarmayan bir mahkûm olma şartı aranıyor, bu haliyle de esir kamplarına benziyormuş. Adanın etrafı ise soğuk –akıntılı körfez suları ve bolca köpekbalığı ile çevrili olduğundan, 14 kaçma girişimi başarısızlıkla sonuçlanmış.1946 yılında yaşanan isyan girişimi kanlı bastırılmış. İki gün süren çatışmalarda üç hükümlü, iki güvenlik görevlisi ölmüş, yakalanan üç hükümlüden ikisi gaz odasında ölümle cezalandırılmış. 1962 yılında gerçekleşen son kaçışolayında, kaçak hükümlülerin yakalanamamış olmasının sonucunda aynı yıl cezaevi kapatılmış.2008 Şubat ayında Alcatraz Cezaevi'nin yıkılması için yapılan referandum, San Francisco'lu seçmenlerin % 72'lik oy oranıyla reddedilmiş. Bugün Alcatraz Adası ve Alcatraz Hapishanesi, yılda 750 bin ziyaretçinin gittiği, milyonlarca dolar gelirin elde edildiği bir müze ve 1982 yılından beri Golden Gate Ulusal Dinlence Bölgesi’nin bir parçası olarak kullanılmaktaymış.Şimdi gelelim bizim;“SİNOP MAPUSHANESİ”ne.TarihçiProf. Dr. Sayın Mahir Aydın’ınkaleminden...”Tarihi Sinop Hapishanesi ilin en görkemli yapısıdır. MÖ. I.yy.’da Pontos Kralı Mitridates’in yaptırdığıöne sürülmektedir. Dünyada cezaevinin ünüyle anılan şehirlerin sayısı çok azdır. Ama hiçbiri Sinop Cezaevi kadar tarihsel derinliğe sahip değildir. Bunun birçok nedeni olsa da kentin coğrafi konumu bunda en önemli etken olsa gerek. Çünkü Sinop Uygarlıklar Ülkesi Anadolu’nun “yalnız kenti”dir.Bu ölçekte, Sinop’un, MÖ.6500’e kadar indiğini biliyoruz. Sinop Kalesi günümüzden 4.000 yıl önce bölgeye egemen olan Gaşkalılar tarafından yapılmıştır.Kale kentin konumundan dolayı önemini hiç kaybetmemiş ve hatta onu, bir Kale Kent bile yapmıştır. Grek, Pontus, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar döneminde gerekli ilaveler yapılmış; ama kalenin ana plandaki boyutları, MÖ.72’de Pontus Kralı Mitridates Eupatur döneminde şekillenmiştir.Sinop’un Türkler tarafından alınması 1214 yılında Anadolu Selçukluları dönemine rastlar. Sinop Kalesi’nin bir cezaevi olarak kullanılmasına ilişkin elimizdeki en eski kayıt 1568 tarihlidir.Gezginci Evliya Çelebi çok renkli ama biraz abartılı üslubuyla Sinop Cezaevini şöyle anlatıyor. “Büyük ve korkunç bir kaledir. 300 demir kapısı, dev gibi gardiyanları, kolları demir parmaklıklara bağlı ve her birinin bıyığından 10 adam asılır nice azılı mahkumları vardır. Burçlarında gardiyanlar ejderha gibi dolaşır. Tanrı korusun oradan mahkum kaçırtmak değil, kuş bile uçurtmazlar”.Evliya Çelebi’nin anlattıklarında gerçek payı çoktur. Deniz kenarında olduğu halde denizi göremeyen mahkumlara Sabahattin Ali, 1933’te şöyle seslenecektir.“Görmesen bile denizi / Yukarıya çevir yüzü”.Öyle ya burada mahkumların dünyasına dışarıdan katılan yalnızca iki şey vardı: Özgürlükten uçarak gelen martılar ve bahçe duvarında kendiliğinden açan kır çiçekleri... Çünkü o dönemde Sinop Cezaevi’ne “girilir, ama çıkılmaz”dı. Nemden kibritin bile yanmadığı bu mekanda, mahkumlar çürümek ve ceza sürelerini tamamlayamadan ölmekle karşı karşıya kalırlardı.Tarihi Sinop Cezaevi’nin “konuk” listesi, her dönemde kabarık olmuştur. Konuklar arasında 1713’te Kırım Hanı Devlet Giray’dan başlayıp, 1932’de Sabahattin Ali’ye kadar bir çok ünlüyü sayabiliriz.Ama 1996’da “E-tipi kapalı cezaevi”nin yapılmasıyla, Sinop’taki hükümlü ve tutuklular buraya taşınmıştır. Bizim çabamız ise: Fransa’nın Bastil Hapishanesi’nden çok daha eski olan Tarihi Sinop Cezaevi’ne, UNESCO’nun koruması altında “Dünya Mirası” kimliği kazandırmak!” diyor Sayın Prof.Dr.Mahir Aydın...Dünyaca ünlü bu iki eski “mapushane” hakkında edindiğimiz bilgiler ışığında, şimdi de bugünki durumlarını analiz edelim. Geçenlerde TRT’nin bir Belgesel Programı’nda “övgüyle” bahsedildi Alcatraz Cezaevinden... Cezaevi övülür mü? demeyin. Program sunucusu Alcatraz Cezaevi’nden sanki yedi yıldızlı otel gibi övgüyle söz ediyordu. Çünkü bu cezaevi artık çok tanınmış bir “müze”olarak hizmet veriyormuş.Bu cezaevinde misafir edilen ünlülerin giysilerini, yaptıkları el işlerini, yazdıkları ve okudukları kitapları; idamların infaz edildiği yer ve mekanları,yakıldıkları gaz odalarını, cezalandırıldıkları karanlık zindan ve hücreleri cezaevinin müzeye çevrilen mekanlarında sergilemişler.Program sunucusu yayının sonunda sözlerini şöyle noktaladı: “Bizim de bu cezaevinden daha ünlü, çok daha eski, tarihi bir cezaevimiz var: “Sinop Tarihi Cezaevi”... Bizim cezaevi de niçin böyle, adıyla mütenasip ünlü bir müze olmasın? Niçin Sinop Tarihi Cezaevi Müzesi’ni de binlerce yerli ve yabancı turist ziyaret etmesin?”Programı buruk bir sevinçle izledim. Heyecandan tüylerim diken diken olmuştu... Evet program sunucusu yerden göğe kadar haklıydı. Neden olmasın? Ancak bizim Sinopumuz; kötü bir imajla ünlü“Sinop Mapushanesi” sıfatıyla zihinlerde derin izler bırakmıştı!.. İsmiyle özdeşleşmiş bu kötü imajı Sinopumuzun adıönünden silerek, artı bir değere çevirmek; bu “Tarihi Sinop Mapushanesi”nin ivedelikle bir müzeye dönüştürülmesi ile mümkün olamaz mıydı?Alcatraz Cezaevi Müzesi’nde olduğu gibi, burada da en eski tutuklulardan kalma eşyalardan tutun da, ürettikleri el işlerine kadar; cezalandırıldıkları zindanları ve hücreleri, idam cezalarının hangi yer ve mekanda infaz edildiğini, özellikle el işlerini, atölyelerinde yaptıkları model kotraları,boncuklu çanta ve cüzdanları, dokudukları kilim ve halıları, okuduklarıkitapları, yazdıkları şiir, hikaye ve romanları söz konusu bu müzede yerli ve yabancı turistlere teşhir edemez miyiz? Önemsemeliyiz ki; belki de Sinopumuzun kurtuluşu; bir adım daha ileriye yürümesi, bu müzelerle ve çağdaş bir eğitim- kültür şehri olmasıyla mümkün olabilir.Sinop eski valisi Sayın ZekiŞanal’ın döneminde hazırlanmış “Sinop Kalesi ve Cezaevi Projesi” adlı kocaman bir kitap var. Bu kitap 25X35cm. ve 415 sayfa. Eşsiz bir “Restorasyon Projesi.” Bu proje Mart 2008 yılında hazırlanmış.Uygulamaya teşebbüs edilmiş. Ancak henüz hangi aşamada olduğu bilinmiyor...Büyük bir titizlikle hazırlanmış bu projede neler yok ki? Eski vali Sayın Şanal’ın projenin önsözünde belirttiği gibi; Proje kapsamında Deniz Müzesi, Sinop Tarihi Mapushane Müzesi, Kültür Merkezleri, Kafeteryalar, Restoranlar ve daha ilginç üniteler mevcut... Projenin gerçekleştirilmesi için 2004 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığınca 203.199 YTL. ödenek gönderilmiş. Bu ödenekle; 20.12.2004 tarihinde Sinop Kalesi ve Cezaevi’nin rölöve, restitüsyon ve restorasyon çalışmalarına başlanmış... Ancak bundan sonrası yok!Elbette, restorasyonu tamamlandıktan sonra dünyanın en ünlü komplekslerinden biri olarak Sinop, ismiyle özdeşleşen ve nitelikli hizmetler veren; sosyal ve kültürel tesisler bütünüyle ismi anılabilir. Ancak bu proje ne zaman hayata geçecek? Bilinmiyor! Kimbilir belki de sümenaltıyapılmıştır?! Nihayet ne zaman tamamlanarak hizmete sunulacak? Bilemiyoruz... Bu dev proje ile ilgili Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’nden aldığımız bilgilerden sadece kazı çalışmalarının sürdürüldüğünü öğreniyoruz. Evet sadece kazıçalışmaları yapılıyormuş. Bu projenin sorumlusunun kim olduğunu sorduğumuzda ise aldığımız cevap: “Bilemiyoruz!”oldu. Ancak biz biliyoruz kimlerin sorumlu olduğunu...Günümüzün bulanık ve kaypak siyaset anlayışına bulaşmadan; buradan sesleniyoruz: Sayın Turizm ve Kültür Bakanımız! Sayın Milletvekillerimiz! Sayın Sinop Mülki ve İdari Amirlerimiz! Sayın Belediye Başkanlarımız!.. Sizlerin bu konuda yapabileceğiniz hiçbişey yok mu?Büyük bir titizlikle, detaylarına kadar hazırlanmış bu “Sinop Kalesi ve Tarihi Cezaevi Restorasyon Projesi”nin sümenaltı edilmesine nasıl göz yumabiliyorsunuz?..Lütfen biraz da vicdanlarımızısorgulayalım ve artk kafalarımızı“Sinop Karakumu”ndan çıkaralım!Sinop İlimizle İlçelerimizin çağdaş, modern bir eğitim–kültür kenti olması adına; bu projenin hayata geçirilmesi için takipçisi olacağız. Saygılarımla!
Genel
Yayınlanma: 18 Şubat 2012 - 12:22
"Sinop Mapushanesi"... ve alcatraz
Genel
18 Şubat 2012 - 12:22
Alcatraz’ın ünlü “Sinop Mapushanesi” ile ne ilgisi var? diye düşünebilirsiniz...
Bu haber 4657 defa okunmuştur.
İlginizi Çekebilir










