Başka bir değişle, çağ değişmiş, biz “gerisinde kalmışızdır.”
Bu zaman içinde devlet ve toplumun yapısında gelişmeler olmuş, anayasamız da bizi geleceğe taşıyamayacak kadar eskimiştir.
Bu konuda tartışma başladı lakin “sığ ve hafiften.” İşin koyusu “geride.”
Cumhurbaşkanı ve bazı ileri gelen sivil toplum kuruluşları anayasayla ilgili açıklamaların da; yeni anayasamız “ideolojik olmasın” dediler. Bazı siyasiler ve bir kısım aydın bunu tartışma konusu yaparken bazıları da henüz mevzunun yanına bile uğramadı.
Kelime olarak “sistematik fikirler bütünlüğü” demek olan ideoloji, anayasamızın içine pekte sevilmeyen olayların ardından maksimum seviyede “sıkıştırılmış” durumdadır.
Anayasanın ideolojisi olmaz diyenler veya anayasadaki ideolojik unsurları temizleyelim diyenler, “neyi kastettiklerini” net olarak ortaya koymadılar.
Ne demek ideolojik olmasın. Bunun için mevcut “anayasanın başlangıç maddesine” bakmakta yarar var.
...Hiçbir düşünce ve mülahazanın Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün, tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâptan ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;…
Hazırlık olarak bilinen; temel maddeler başlamadan olduğu için hep “dikkatten kaçan” madde bu. Her şey burada şifrelenmiş gibi aslında kimin nereye ne amaca ne için hizmet edeceği, bunları nasıl yapacağı hep anayasamızın bu hazırlık maddesinde.
Anayasanın “kerteriz” aldığı madde.
Bütün maddeler aslında bu maddeye atfen yapılandırılmış durumda. Bir nevi anayasanın özü. Bir çok ideolojiyi “iç içe” barındırıyor bünyesinde.
…
Bu bağlamda; yeni anayasamız şekillenirken “Atatürk’çülüğü, laisizmi ve devrim ilkeleri” ideolojisini savunanlar,
“İslami referans”temelli ideolojik anayasayı savunanlar,
“Evrensel ve liberal”değerleri savunanlar olacağı gibi
“Irki değerleri”önceleyenler de çıkacaktır.
…
Yeni anayasada bu ideolojik maddeler “olacak mı? Olmayacak mı?” Olursa nasıl olacak veya olmayacaksa yerine başka maddeler “ikame” edilecek mi?
Bunların dozu, ayarı nasıl olacak? Belli değil.
…
Peki “ideolojik olmazsa” nasıl bir anayasa olacak. “İnsan hakları ve ifade özgürlüğü” nasıl yansıyacak anayasamıza?
Bütün bu çalışmalar sonunda temel toplumsal sözleşmemiz olacak olan, bütünüyle anayasa “aslında neye, ne amaca” hizmet edecek?
İnsana mı? Sisteme mi?
…
Anayasanın ideolojisi olacak mı?
Olmalı. Buna “insan hak ve özgürlükleri” ideolojisi denebilir. Çünkü insan hak ve özgürlükleri ideolojisinin tersi, karşıtı meşru bir ideoloji değildir.
Anayasaya “damgasını vuracaksa” tersi savunulabilecek herhangi bir ideolojik yaklaşımın anayasaya yansımaması şarttır.
Yani karşıtını hiç kimse tasvip etmeyecektir. Bu ideolojiye karşı ideoloji “savunan” akl-ı selim kimse “olmayacaktır.”
…
Anayasamızın belirleyici maddesi “insan onurunu korumak” olmalıdır.
.
Bütün bu görüşme ve tartışmalar yapılırken suların fazlaca ısınacağı görülüyor.
Anlayacağınız kavga henüz başlamamış…
Yani “turpun büyüğü” heybede.











