Sağlıklı yaşamak kişilerin en doğal hakkı, halkın sağlığını korumak da devletin en önemli görevleri arasındadır. Bilindiği gibi; anayasamız ülkenin sağlık şartlarının düzeltilmesini, sağlığa zarar veren tüm etkenlerle mücadele edilmesini ve gelecek nesillerin sağlıklı yetişmesi için gereken tedbirlerin alınmasını bir devlet görevi olarak belirlemiştir. Çünkü sağlık; bir toplumun gelişmesini ve kalkınmasını belirleyen en önemli unsurların başında gelmektedir.Sağlık Bakanlığı olarak yaşam kalitesini olumsuz etkileyen, anne ve çocuk ölümlerine yol açabilen sağlık problemlerinin çözümüne ve toplumun bu konuda bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmalardan biri de ülkemiz için önemli bir halk sağlığı sorunu olan iyot yetersizliği hastalıkları ve bu hastalıkların yol açtığı sağlık problemlerinin önlenmesidir. Sorunun önlenmesi ise hem çok kolay hem çok ucuzdur. Dünyada ve ülkemizde önlenmesi yolunda yapılan en önemli çalışma doğrudan tüketiciye sunulan,ince toz haline getirilmiş sofra tuzlarının iyotlanmasıdır. Tuzun iyotlanması tuzun renginde tat ve kokusunda bir değişikliğe neden olmamaktadır.İyot eksikliğinden kaynaklanan sağlık sorunlarını ortadan kaldırmak amacıyla 1994 yılında Sağlık Bakanlığı ve UNICEF’in işbirliğinde başlatılan “İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi ve Tuzun İyotlanması Programı” kapsamında 1998 tarihinde çıkarılan ve Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “Türk Gıda Kodeksi Yemeklik Tuz Tebliği” ile sofralık tuzun iyotlanması zorunlu hale getirilmiştir. Gerekli düzenlemeler için verilen bir yıllık süreyi takiben Temmuz 1999’dan itibaren iyotsuz sofra tuzunun üretimi ve satışı yasaklanmıştır. 13 Ocak 2005 tarih ve 25699 sayılı kanun ile de iyotsuz gıda sanayi tuzunun direkt tüketiciye sunumu yasaklanmıştır. Böylece sofra tuzunun iyotlu olarak üretilmesi kontrol altına alınmıştır. Tuzların satışa sunulan net ambalaj miktarları 125 gr, 250 gr, 500 gr,750 gr,1000 gr, 1500 gr olmalıdır. İyot kullanmaması gereken kişiler için ambalaj büyüklüğü 250g’ı geçmemek kaydıyla sofralık iyotsuz tuz üretimine izin verilmiştir. Ülkemizde günlük tuz tüketimi 10-12 gr olarak belirlemiştir. Fakat günlük tuz tüketimini 5-6 gr da sınırlamak sağlık açısından önemlidir.İyotlu tuzun halk tarafından tüketilmesi konusunda halkın bilinçlendirilmesi, sağlık personelinin bilgilendirilmesi ile Türkiye’de 1995 yılında programın başlangıcında iyotlu tuz tüketim oranı % 18.2 iken Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmasına (TNSA) göre 2003’te aynı oranın % 70’e ulaştığı, 2008’de 85.3’e ulaştığı görülmüştür. TNSA 2008 verilerine göre kentte iyotlu tuz kullanım oranı % 89.9, kırda %71.5 bulunmuştur. İlimizin bulunduğu Orta Anadolu bölgesinde iyotlu tuz kullanım oranı % 85.1’dir.Bu oranların yükseltilmesi ve iyot yetersizliği hastalıklarının önlenmesi hususunda her birimize görev düşmektedir. Denetleme aşamasındaki zorluklar nedeniyle sağlık çalışanlarının ve tüketicilerin iyotsuz tuz satışı ve kullanımına karşı bilinçli olmamız gereklidir. Halkın bilinçlenmesine katkıda bulunmalıyız.İyot insan vücudunda çok az miktarda bulunan (15- 20 mg) bir eser elementtir. Günlük gereksinim 150 mikro gramdır. İyoda olan gereksinme çok az olmakla beraber, İyot yetersizliği dünya’da önlenebilir zeka geriliği ve beyin hasarında tek temel nedendir İyot; tiroid hormonlarından T3 ve T4’ün yapımında kullanılmaktadır. Bu hormonlar vücut ısı ve enerjisinin devamını, iç organların işlevlerini düzenler, dolayısıyla beden ve zeka gelişimini, sinir ve kas dokularının işlevlerini tam yapabilmelerini, dolaşımın düzenli olmasını sağlarlar.
İyot eksikliği, tiroid hormonlarının yapımının az olmasına yol açar. İyot yetersizliğinin en olumsuz ve yıkıcı etkilerinin gözlendiği risk grupları; doğurganlık çağdaki kadınlar, gebeler, bebekler ve çocuklardır. İnsanlarda beynin büyüyüp gelişmesinin büyük bir kısmı gebelik sırasında ve doğumdan ilk 2-3 yıl sonra olur. Bir toplumda günlük olarak alınması gereken miktarda iyot alınamadığında sadece tek bir hastalığın değil, bir dizi fonksiyonel ve gelişimsel bozukluğun ortaya çıktığı saptanmıştır. Bunlar kısaca “iyot yetersizliği hastalıkları” olarak ifade edilmektedir. Bu hastalıkların belki de en fazla bilineni guatrdır. Ancak iyodun yetersiz alınması (iyot gereksinmesinin karşılanamaması); gözle görülmeyen ve ciddi yıkımlara yol açabilen pek çok önemli sağlık problemini de beraberinde getirmektedir.
IYOT EKSİKLİĞİNDE NE OLUR:1) Bebeklerdeki Etkileri: Annedeki iyot eksikliği, düşüklere, ölü, erken, düşük ağırlıklı doğumlara, bebeklerde bağışıklık sistemi yetersizliğine, bebek ölümlerinde artışa, doğumsal anomalilere, guatr, hipotiroidi, sağırlık-dilsizlik, şaşılık, felç gibi hastalıklara neden olur, İyot eksikliğinin en ağır şekline “kretinizm” bu tür insanlara da kreten denir. Kretinizm zeka geriliği ile karakterizedir; Zekâ düzeyinin akranlarına göre en az 13,5 puan daha düşük olmasına neden olur. Sıklıkla cücelik gözlenir.2) Beden ve Zihinsel Gelişime Etkileri: İyot eksikliğinin bebeklik çağından sonra da çocukların ve erişkinlerin beden ve zeka gelişimini engelleyici etkileri vardır. Fiziksel gelişme geriliği, zihinsel fonksiyonlarda baskılanma meydana gelir. Okul ve iş yaşamındaki başarısızlıklara neden olur.
3) Endemik Guatr: İyot yetersizliğine karşı bir tepki olarak tiroid bezi aşırı bir şekilde büyür, bu duruma “guatr” denir. Bazı ilerlemiş olgularda tiroid bezi o kadar büyür ki nefes borusuna baskı yapabilir.4) Topluma Etkisi: Yukarıda anlatılan hastalıklar, bir toplumun gelişime ve ilerlemesini önleyici özelliktedir. Beden ve zeka gelişimi geri kalmış bireylerden oluşan bir toplumun üretkenliği düşer, buna karşılık bakım gerektiren hasta ve özürlülerin sayısı daha fazla olur.
İyot yetersizliğine bağlı hastalıkları önlemede atılacak ilk adım kişilerin günlük iyot alımlarını artırmaktır. İyot genel olarak yüksek oranda deniz ürünlerinde daha az oranda süt, yumurta ve ette çok az oranda sebzelerde ve meyvelerde bulunur.İyotlu tuzun kullanımının artırılması kadar nasıl saklandığı ve nasıl kullanıldığı da önemlidir çünkü tuzda bulunan iyot;-gün ışığında,-fazla nemde,-yüksek sıcaklıkta azalmaktadır.Bunu önlemek için iyotlu tuz;-Renkli, kapaklı bir kapta veya dolap içinde ışık almayacak şekilde saklanmalıdır.-Saklandığı yer kuru olmalıdır.-Tuz içinde bulunan iyodun yemek pişerken kaybolmaması için yemek ateşten indirilirken konulmalı veya sofrada yerken ilave edilmelidir.Bu önemli sorunun ortadan kaldırılması ve toplumun % 100’ün iyotlu tuz kullanması hedefine ulaşmada, sağlık sektörü ve sağlık sektörü dışında diğer kurum ve kuruluşlarla birlikte çalışmak ve olanakları işbirliği anlatışı içinde kullanmak gerekmektedir.
SAĞLIKLI NESİLLER İÇİN; İYOTLU TUZ KULLANMALI VE UYGUN KULLANILMASINI SAĞLAMALIYIZ. KONUNUN ÖNEMİ HUSUSUNDA ÇEVREMİZİ BİLİNÇLENDİRMELİYİZ
İyot eksikliği, tiroid hormonlarının yapımının az olmasına yol açar. İyot yetersizliğinin en olumsuz ve yıkıcı etkilerinin gözlendiği risk grupları; doğurganlık çağdaki kadınlar, gebeler, bebekler ve çocuklardır. İnsanlarda beynin büyüyüp gelişmesinin büyük bir kısmı gebelik sırasında ve doğumdan ilk 2-3 yıl sonra olur. Bir toplumda günlük olarak alınması gereken miktarda iyot alınamadığında sadece tek bir hastalığın değil, bir dizi fonksiyonel ve gelişimsel bozukluğun ortaya çıktığı saptanmıştır. Bunlar kısaca “iyot yetersizliği hastalıkları” olarak ifade edilmektedir. Bu hastalıkların belki de en fazla bilineni guatrdır. Ancak iyodun yetersiz alınması (iyot gereksinmesinin karşılanamaması); gözle görülmeyen ve ciddi yıkımlara yol açabilen pek çok önemli sağlık problemini de beraberinde getirmektedir.
IYOT EKSİKLİĞİNDE NE OLUR:1) Bebeklerdeki Etkileri: Annedeki iyot eksikliği, düşüklere, ölü, erken, düşük ağırlıklı doğumlara, bebeklerde bağışıklık sistemi yetersizliğine, bebek ölümlerinde artışa, doğumsal anomalilere, guatr, hipotiroidi, sağırlık-dilsizlik, şaşılık, felç gibi hastalıklara neden olur, İyot eksikliğinin en ağır şekline “kretinizm” bu tür insanlara da kreten denir. Kretinizm zeka geriliği ile karakterizedir; Zekâ düzeyinin akranlarına göre en az 13,5 puan daha düşük olmasına neden olur. Sıklıkla cücelik gözlenir.2) Beden ve Zihinsel Gelişime Etkileri: İyot eksikliğinin bebeklik çağından sonra da çocukların ve erişkinlerin beden ve zeka gelişimini engelleyici etkileri vardır. Fiziksel gelişme geriliği, zihinsel fonksiyonlarda baskılanma meydana gelir. Okul ve iş yaşamındaki başarısızlıklara neden olur.
3) Endemik Guatr: İyot yetersizliğine karşı bir tepki olarak tiroid bezi aşırı bir şekilde büyür, bu duruma “guatr” denir. Bazı ilerlemiş olgularda tiroid bezi o kadar büyür ki nefes borusuna baskı yapabilir.4) Topluma Etkisi: Yukarıda anlatılan hastalıklar, bir toplumun gelişime ve ilerlemesini önleyici özelliktedir. Beden ve zeka gelişimi geri kalmış bireylerden oluşan bir toplumun üretkenliği düşer, buna karşılık bakım gerektiren hasta ve özürlülerin sayısı daha fazla olur.
İyot yetersizliğine bağlı hastalıkları önlemede atılacak ilk adım kişilerin günlük iyot alımlarını artırmaktır. İyot genel olarak yüksek oranda deniz ürünlerinde daha az oranda süt, yumurta ve ette çok az oranda sebzelerde ve meyvelerde bulunur.İyotlu tuzun kullanımının artırılması kadar nasıl saklandığı ve nasıl kullanıldığı da önemlidir çünkü tuzda bulunan iyot;-gün ışığında,-fazla nemde,-yüksek sıcaklıkta azalmaktadır.Bunu önlemek için iyotlu tuz;-Renkli, kapaklı bir kapta veya dolap içinde ışık almayacak şekilde saklanmalıdır.-Saklandığı yer kuru olmalıdır.-Tuz içinde bulunan iyodun yemek pişerken kaybolmaması için yemek ateşten indirilirken konulmalı veya sofrada yerken ilave edilmelidir.Bu önemli sorunun ortadan kaldırılması ve toplumun % 100’ün iyotlu tuz kullanması hedefine ulaşmada, sağlık sektörü ve sağlık sektörü dışında diğer kurum ve kuruluşlarla birlikte çalışmak ve olanakları işbirliği anlatışı içinde kullanmak gerekmektedir.
SAĞLIKLI NESİLLER İÇİN; İYOTLU TUZ KULLANMALI VE UYGUN KULLANILMASINI SAĞLAMALIYIZ. KONUNUN ÖNEMİ HUSUSUNDA ÇEVREMİZİ BİLİNÇLENDİRMELİYİZ











