Kadın; yerine göre ya küçük bir kız çocuğu, ya genç bir kız, ya bir eş, ya da bir Anne. Kadın: Fiziki ve fizyoloji yönden erkeğe nazaran zayıf oluşu daha önemlisi zamanın değişik evrelerinde erkeklerin kadınlara olumsuz bakışı nedeniyle, çok horlanmış, hakir görülmüş insanın en doğal hakkı olan yaşama hakkı bile zaman zaman elinden alınmıştır. İslam dininin kadına tanıdığı hakları daha iyi anlayabilmek için, İslam dan önceki dönemlerde dünyada kadının durumu nasıldı ona bakmak lazım.Eski Yunanlılarda kadın; Çarşı- pazarda bir eşya gibi alınıp satılırdı. İsterse kocası eşini satar para kazanırdı. Onlara göre kadın Şeytanın amelinden meydana gelmiş bir varlıktı.Fransızlar kadının; insan olup olmadığını tartışmışlar. Sonunda ‘insandır ama erkeğin kölesidir hiçbir hakkı da yoktur’ sonucuna varmışlardır.İngiltere’de kadın; 1850 yıllarına kadar İngiliz vatandaşı olarak kabul edilmezdi. Bu yüzden İngiltere’de kadına İncil’e el sürme izni ancak 16. yüz yılında verilebilmiştir.Çinliler ise kadını insan saymadıkları için isim bile vermezlerdi.Eski Araplarda da kadın kız çocuğu doğurdu diye hakir görülür, kız çocukları diri diri toprağa gömülürdü. Şairin dediği gibi ‘Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi’.Yüce İslam Dini; Kadına reva görülen bütün bu olumsuzlukları ortadan kaldırarak erkek ve kadının birbirinin hasmı değil bir bütün olduklarını ilan etmiştir. Hayat hakkı, mülkiyet hakkı, kanun önünde eşitlik hakkı, evlenme hakkı, miras hakkı ve benzeri hakları onlara tanımıştır.Kuran’ı Kerim; kadın ile erkek arasında bir ayrım yapmamaktadır. Kadın ve erkek her ikisi de Allah’ın emir ve yasaklarına muhatap olmada eşit tutmaktadır.Peygamber Efendimiz; bütün insanların insan olmaları nedeniyle bir tarağın dişleri gibi eşit olduklarını vurgulamış, kadın ile erkeği bir bütünün iki yarısı şeklinde tanımlamıştır. Bunun için İslam’a göre üstünlük ancak takva ile yani Allah’a karşı sorumluluk bilinciyledir.Anne olarak İslam’ın kadına verdiği değer ise her türlü takdirin üzerindedir. ‘En çok iyilik etmem gereken kimdir? Sorusuna sevgili Peygamberimiz ‘Annendir’ diye cevap vermiş, üç kez tekrar edilen bu soruya hep aynı cevabı vermiştir.(Buhari, Edep, 2) Savaşa katılmak isteye bir gence: ‘Annenin ayağına sarıl, Cennet annelerin ayakları altındadır’ buyurarak kadının değerini ortaya koymuştur.Sevgili Peygamberimiz, kendi hanımlarına karşı daima sevgi, saygı, hoşgörü ve anlayış göstermiş, bırakın dövmeyi onlara karşı hiçbir zaman kaba davranmamıştır. Hep güler yüzlü olmuştur. Dolayısıyla Peygamberimizin hanımlara karşı gösterdiği bu tavır, bizim için örnek olmalıdır.Aile toplumun temelidir. Aile bireyleri üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirirlerse ailede huzur ve mutluluk olur. Ailede doğabilecek sorunlar karşılıklı anlayış, hoşgörü ve aile olma bilinci içersinde büyütülmeden çözülmelidir.Sadece kadının haklarından bahsedip sorumlulukları göz ardı edilirse bu durum islamın adalet ve denge ölçüsüyle bağdaşmaz. Kadın kocasıyla rekabete dayalı değil karşılıklı iyiniyet ve anlayışa dayalı bir hayat sürmelidir. Unutulmamalıdır ki eşler birbirlerini tamamlayan bir bütündür. Bu bütünlüğün devamını sağlamak içi iki tarafta yeri geldiğinde fedakârlık göstermelidir. Sevgili Peygamberimiz(s.a.s), bir eşin hoş olmayan davranışları yanında güzel davranışlarını da dikkate alarak eşlerin birbirlerine kin beslememelerini istemiş ve ‘Müminlerin imanca en mükemmeli ahlakı güzel olanı ve ailesine yumuşak davrananıdır.’buyurmuştur.(et-Tac,2/37)Kadının özgürlüğü özellikle batı toplumlarında ciddi bir aile problemi haline gelmiştir.Çağımızda feminizm adı verilen bu hareket tarihte kadının kiliseye girmesini, İncil’e dokunmasını bile yasaklamış olan zihniyete karşı bir tepki hareketi olması sebebiyle çıkış noktası bakımından haklı ise de ahlaki ve sosyal bakımından çok olumsuz sonuçlar doğurmuştur.Feminizm hareketine kapılan kadın özgürlük düşüncesiyle aile için vazgeçilmez olan bir çok kural ve nikah bağı gibi değerleri hiçe saymaktadır. ‘Kendi hayatımı canımın istediği şekilde yaşamak hakkımdır.’diyerek aile kutsallığı yok sayılmaktadır.Yüce dinimiz ise insanların aile kurumuna sahip çıkmalarını teşvik etmiştir.Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: ‘Kadın beş vakit Namazını kılar, Orucunu tutar, Namusunu korur ve Eşiyle güzel geçinirse istediği kapıdan cennete girer.’
Genel
Yayınlanma: 23 Mayıs 2014 - 15:44
İslam - Kadın ve Aile
Genel
23 Mayıs 2014 - 15:44
Kadın; yerine göre ya küçük bir kız çocuğu, ya genç bir kız, ya bir eş, ya da bir Anne...
Bu haber 2887 defa okunmuştur.
İlginizi Çekebilir











