Sinop’ta Türkeli’deyim yine (ben bu ibareye Türkeli’ndeyim diye devam edeceğim). Karadeniz’i izliyorum günlerdir. Hani, meteoroloji Karadeniz’i ikiye ayırıyor ya Batı ve Doğu diye; inanın çok doğru. Birçok benzerliği olmasına ve aynı coğrafyada bulunmalarına rağmen, yine de batı ile doğunun gözle görülür farklılıkları var.Mesela burada, batı’da, sonbahara yan gözle bakıp süzen, bıyık altından gülen, hayatın tırışkadan nağmelerine nanik yapan; hatta bunaldıkça makaraya saran bir Karadeniz var.Bazen en küçük bir ondalıktan başlayarak, dört oktava kadar çıkan bir sese sahip. Sesini saran sise rağmen, klasik şarkısını okuyor her dem.Hani, Ege her kadeh kaldırışta “sağlığa…” ; Akdeniz her kadeh kaldırışta “ hayata…” der ya… Karadeniz her kadeh kaldırışında “ şerefe…” diyor. Çünkü Şerefi o’nun her şeyi. Asaleti ve hırçınlığı bundan işte.İşte o Karadeniz’den, yamaçlarında dört mevsim bir renk cümbüşü yaşatan florasıyla sizi davet eden gür ormanlarla kaplı dağlarına koşarsınız Türkeli’nin. O tepelerden baktığınızda, ışık her an-yakut yeşili, gümüş, mavi, eflatuni-değişebiliyor. Gün batarken karlı yamaçlara vurduğunda güneş, dağların üzeri ve ufuk inci pembesi görünümünü alır adeta. Zirvelerde pamuk bulutlar birikir. Gün ufukta alçalırken bazı akşamlar, tepsi büyüklüğünde bir ay yükselir gökyüzüne. Bu mevsimde iklimin değişen ruh halleridir bunlar. Sizinde ruh haliniz ona göre değişir.Sabahları pencereden baktığınızda, dalgaların senfonisine eşlik eden rüzgârın ney üfleyişine, kuşların grup halindeki vokali karışır. O anlarda uzaklarda dalgalar üzerinde salınan balıkçı teknelerinin seyri, doğal bir klip izletir size.Işıklar gibi ısı’da değişebiliyor her an. Sert esen bir rüzgârın ardından, Karadeniz coşar bu kez. Ardından ılık meltemler gelir geçer sırayla.Ve ben durup durup “turizm turizm turizm” diyorum. Bu bakir kıyılar bozulmadan ıslah edilmeli, turizme açılmalı. Hele şu Çatalzeytin-Türkeli-Güzelkent ( Helaldı )karayolu bir bitsin… Yatırımcıların davet edilip turizm tesislerinin bir an önce yapılması ve faaliyete geçmesi gerekmektedir. Böylelikle işsizliğe bir nebze olsun çare bulunur, göç önlenir, hatta geri dönüş özendirilir; yeni iş sahaları oluşur, turizme yardımcı sektörler ile ilçe hareketlenir. Bu arada Sinop Üniversitesi Rektörlüğü’ne de bir görev düşüyor. Acilen buraya bir Meslek Yüksek Okulu kazandırılmalı. Turizm altın yumurtlayan bir tavuk ise şayet, bu coğrafyayı işleyip değerlendirmeliyiz el birliği ile.Böyle bir doğayı kâşifler (gezginler) kilometrelerce yol kat edip, büyük seyahatler sonucu kitaplar dolusu anlatıyorlar. Bu sahillerin, ormanların, yaylaların, kanyonların, mağaraların, şelalelerin, akarsuların, kısaca bu cennet köşelerin faunası – florası ile araştırılıp tanıtılması gerekiyor. Ancak ruhunu bozmadan, yerelliğini koruyarak. Unutmayalım Karadeniz’imizin turizmden başka kurtuluşu yok.Burada gördüğüm, yerel yönetimin bu konu üzerinde titizlikle durduğu ve bunun için alt yapı çalışmalarını hızlandırdığı, yatırımları teşvik ettiği ve ihaleler açtığıdır. Bu bağlamda belediye başkanı Halil Dilek Özcan Bey nezdinde tüm emeği geçenleri kutlarım. Çünkü Türkeli’ne layık olanı yapıyorlar. Ve inanın Türkiye’min olağan üstü haller dışında hiçbir belediyesinde bu kadar hummalı toplantılar yapıldığına ve karalar alındığına tanık olmadım bu güne kadar.…………………………………………………………………..YEŞİLLE MAVİNİN BİRİBİRİNE SEVDALANIP,SARILDIĞI KUZEY CENNETİ…YEŞİLİN SEVİNÇTEN SARHOŞ OLDUĞU..KARADENİZ’İN ASUDE GÜZELİ..SUDE GÜZELİ..SADE GÜZELİ…YÜZLERCE ÇEŞİT ÇİÇEĞİ,ELEMEĞİ GÖZ NURU DOKUMA KİLİM MİSALİ…TARİH ÖNCESİNDEN GÜNÜMÜZE VAKUR DURUŞUYLA GELEN BAKİR GÜZEL…NİCE MEDENİYETLER,NİCE BEYLİKLER GÖRMÜŞ;KAÇ GEMİYİ, KAÇ GEMİCİYİ AĞIRLADI KİMBİLİR ? BİR SONBAHAR AKŞAMINDA ŞİİR GİBİ AKAN TÜRKELİ !..…………………………………………………………………….Bembeyaz köpüğüyle kendi yalnızlığını yaşıyor kıyılar. Yaşam hiç bitmeyecek bir konu gibi. İlk yazın sürgün vereceği günlerin özlemiyle, bir kayanın üzerine oturmuş, masalımsı dünyalar kuruyorum kendime bir çocuk gibi. Denizle ormanın iç içe olduğu bu irem bahçesinde, gözlerimi kapatıp Çatak ‘a, kanyon’a, şelalelere, yaylalara çıkıp özgürce, belgeleyeceğim doğanın düşlerini kuruyorum.Oysa bu mevsim, sessizliğin sesini arıyorum ruhuma çöken hüzünle. Ağaçlarda yaprak bile kalmadı. Şimdi vatanım boydan boya kar altında biliyorum.Nefesim yetmiyor avuçlarıma… Sevgiler uçuşmuyor henüz havalarda.Ufuklar kışlamış… yoksulluk gibi bir alın yazısı olmuş YALNUIZLIK ! Ahmet KARAKAYATV _ Film Yapımcısı ve Yönetmeni GSM: 0536 707 07 10e-mail : [email protected]
21.11.2011 Pazartesi
02.00…Turistik Otel
TÜRKELİ









