Bismillahirrahmanirahim. Merhaba sevgili ve kıymetli okurlar. Bu hafta tesadüfen gittiğim bir köyde etkisinde kaldığım bir annenin, teyzenin hatırına yazmak istedim. Bana çoktandır unuttuğumuz bir duyguyu, kültürü, medeniyeti hatırlattı. Tesadüfen gittiğim köye, çay içiyorlardı, buyur etti. Yabancı değildim böyle bir davete. Ama anne beni, ben anneyi tanımıyordum. Teşekkür ettim, "Gitmem gerekir" dedim. Olmaz oğlum, gel soframız yerde. Çayımız hazır, "Buyur, sen benim oğlumsun" dedi. İki kızı vardı. Uzaklardan anne babalarına ziyarete gelen, eşi vardı yaşlı, yorgun ama güleryüzlü, sevecen elleri öpülecek. Oturdum, ne yapacağını bilemiyordu. Şurada otur, şöyle otur. İnanın nasıl hizmet edeceğini bilemiyordu. Köylü, samimi, dürüst, cefakar, çilekeş, kendisi gibi yorgun anamı hatırlattı bana, ismi Sultan anaymış. Gerçekten bir Sultan hanımefendiydi, Sultan ana. Yedirdi, içirdi en güzel ikramlarını sundu, bana ben misafirine, "Oğlum" dedi anamın demesi gibi. O an aklıma geldi. Ne farkı vardı annemden Sultan ananın, inan ki bir an anam geldi gözlerimin önüne ve gerçekten annem gibi gördüm. Çok, çok mutlu olmuştum bu yaşadıklarımdan. Sonra düşündüm kendi kendime, hangisindeydi medeniyet. Sultan ananın olduğu köyde miydi...Beni tanımadan, bilmeden, sofrasına davet edip, "Oğlum" deyip en güzel ikramlarda bulunan Sultan ananın köyündeki sofrasında mıydı... Yüreğinde miydi koca çınar Ahmet amcanın medeniyet burada mı, bu mu medeniyet, ne güzel şey. Yıllardır yaşamamıştım bu duyguları, anamın köyünde, kalmıştı hatıralarımı canlandırdı Sultan ana, sağol varol, Ahmet dede ve Sultan ana siz ve sizin gibiler hep olsun. Hiç bitmesinler ki insanlık adamlıkta bitmesin. Yaşasın, siz ve sizin gibilerle bu kültür. Buydu evet, buydu medeniyet, burdaydı insanlık. Canavarın ne dişi, ne kemiği, ne de eseri vardı buralarda. Oralarda, uzaklarda bir yerlerde kalmıştı. Tek dişi kalmış canavar. Metrapollerde, şehirlerde, asık suratlı, bir selam vermekten aciz insanların somurtularında kalmıştı. Yıllarca aynı şehirde, aynı ilçede, aynı mahallede, aynı apartmanda yaşayıp akraba, komşu, dost olunmasına rağmen birbirini arayıp sormayan da, bir selam vermekten aciz, çıkar menfaat üzerine kurulmuş, kopuk, kirli ilişkilerin olduğu al, ası ver papazı, yalan, hile, hurdanın olduğu, bayramdan bayrama bir mesajla yetinenlerin olduğu yerdeydi tek dişi kalmış denilen canavar. Gelin ey insanlar.Özümüzde, maneviyatımızda olan islamda da adına sılayı rahim denilen. Her Cuma hocanın hutbede okuduğu ayeti kerimede Yüce Allah'ın buyurduğu olan birbirimizi sevme, kollama, koruma ve yardımlaşıp arayıp sorma. Müslümanız. Biribirimizin derdiyle dertlenme budur işte, asıl medeniyet. Yoksa kendini, aslını, öz kültürünü unutup, tek dişi kalmış sözüm ona batının, Avrupa'nın medeniyet dediği canavarlık. Ne bizle, ne kültürümüzle, ne de insanlığımızla hiç bir alakası yoktur. Dönmeli, senede birkaç günlüğüne de olsa döndüğümüz ana baba toprağına döner gibi dönmeli. Özümüze gelmeli, biz olmalı, kendimiz olmalıyız. O zaman pekişir duygular, kaynaşıp yürekler, bir olur. İşte o zaman hayattan, Dünya'dan, yaşadıklarımızdan, akrabalık, dostluk ve insanlığımızdan zevk alırız, hemde ne zevk bir bilseniz. Bir yaşasanız, Sultan ana, Ahmet dedenin bana yaşattıkları o kadim duyguları. İnanın bir daha asla unutmazsınız. Teşekkür ederim Sultan ana, teşekkür ederim Ahmet dede. Sizi hiç unutmayacağım. Allah'ın rahmeti, bereketi, affı, mağfireti sizin ve bizim üzerimize olsun. Rabbime emanet olun.
Genel
Yayınlanma: 22 Ağustos 2015 - 11:28
Medeniyet
Genel
22 Ağustos 2015 - 11:28
Bismillahirrahmanirahim. Merhaba sevgili ve kıymetli okurlar. Bu hafta tesadüfen...
Bu haber 2376 defa okunmuştur.
İlginizi Çekebilir









