"Yolsuzluk" yazı dizimin ardından gelen bir telefon, malumunuz yazdıklarımın ardından "Orman" dile gelmiş, yorum atmıştı. Vatandaşın biride buna içerlemiş beni aradı. Anlattıkları bana Berlin'de bir Türk içecek toptancısının Cola Colayı dolandırma yöntemiyle tıpatıp olduğunu gösterdi. Demek ki hırsız heryerde aynı hırsız ve yöntemler örtüşüyor. Berlin'deki bu içecek toptancısının Coca Colayı soyma yöntemi; Bizim helal haram tanımayan, kul hakkı bilmeyen, menfaat perest Türk tüccar Coca Cola satış yerine gider, 5 Palet Cola parası öder, sonra depoya geçip kağıdı verir ama depocuyu kafaya almış, 5 palet yerine her seferinde 7-8 palet mal alır depocudan tabii onuda el altından ödüllendirir. Türkünde işi iyidir, depocununda, olan Coca Cola şirketine olur, vurgun 1.8 milyon Eurodur. Bu olaydan sonra Coca Cola uzun süre Türk toptancılara direkt mal vermemişti.
Şimdi gelelim bana gelen telefona;
Yüksel bey,
Orman İşletmesi'nde olan birkaç konuyu ben size aktarayımda bilginiz olsun;
1) Orman İşletmesine gidiyorsun, 5 veya 6 siter odun için para yatırıyorsun, karşılığında makbuz alıyorsun. Kamyonunu alıp, sana gösterilen yerden odununu almaya gidiyorsun. Oradaki görevli sana 5 siter odun nerden nereye kadar onu gösteriyor ve "Fazlada alacaksan haberim olsun" diyor, artık olay vicdanına kalmış, 8 siter alıp, 6 siter aldım de, 10 siter alıp 8 siter aldım de, ne dersen de, önemi yok, önemli olan o kişiyi orada bir miktar görmen yeterli.
2) Türkeli köylerinde kesim oldu, bizim köyde de oldu, kesim yapan işçiler adeta kendi işlerini kurdular;
a. Tarlanıza ağlo tutacaksınız kazık mı lazım, en iyi meşe ağaçlarını kesim için işaretlenmemiş olsa bile parayı verdiğinizde aldınız,
b. 100 TL verdiğinizde 1 traktör odun alabildiniz, 3-4 kişilik odununu bu şekilde yığan köylüyle doldu,
c. Kestane ağaçlarını keserlerken, bırakın ormandaki kurumuş ağaçları, milletin tapulu arazisindeki yemyeşil ağaçları bile kestiler.
....
Anladım ki köykü dertli, konu uzayıp gidiyor.
Yıllarca Çek Cumhuriyeti'nde ve Slovakya'da butür hırsızlarla uğraşmış, onların yol ve yöntemlerini keşfetmekle 10 yılını harcamış biri olarak aklıma şu sorular geliyor;
1. Kesim yapıldığında odun olarak satılacak odun siteri miktarı belli olduğuna göre (tutanak düzgün ve doğru tutulursa)
a. El altından satılan siterlerin firesi hiç işletmenin dikkatini çekmiyor mu? Çekiyorsa heryıl ortalama olarak karşılaşılan bu fire miktarı nedir?
b. Hiç bir fire olmuyorda, tespit edilen siterce satış yapılıyorsa;
i. Ya tutanaklar sonradan tutuluyor, önceden siter miktarı kayıt altına alınmıyor,
ii. Ya da el altından satılan kadar sonradan gene kesim yapılarak bu açık kapanıyor, demektir.
iii. Ya da bilmediğimiz başka yol ve yöntemler oluyor veya ihbarlar asılsız!
2. Vatandaşın tapulu arazisinden ağaç kesmek Orman işletmesinin hak ve selahiyetindemidir? Kesilen ağacın odun veya kereste vs tasarruf hakkı kimindir? İşletmenin mi? Vatandaşın mı?
3. Kesim için işaretlenmeyen alandan orman işçileri hani hak ve selahiyetle;
a. Kesim yapabilmekte?
b. Ve bunları satabilmektedirler?
4. Türkeli Orman işletmesi konuyu sürekli teftiş ettiğine göre son 5 yıl içerisinde;
a. El altından odun satan kendi personelinden herhangi birine veya birkaçına?
b. Kesim yetki ve selahiyetini kötüye kullanan taşeron kesim işçilerinden bir veya birkaçına?
c. Veya iş yaptığı bu şirketlerden bir veya birkaçına
kestiği bir ceza?
Verdiği bir uyarı veya disiplin cezası?
Veya fesh ettiği bir iş akdi veya iş ve ihale varmıdır?Teftiş olan yerde bunların olması gerekir, yoksa ya işler çok düzgündür,
Ya da teftiş gerektiği gibi yapılmamaktadır.Bu vesileyle bu yazı dizimize son veriyor,
Yeni yazı dizimize başlıyoruz.Yeni Konumuz
Asiye Nasıl Kurtulur? Onu ben bilmem Atıf Yılmaz bilir,
Türkeli nasıl kurtulur?
İşte bu konuda ki önerilerimizi yazıp sizlerle paylaşmak, tartışmak taraftarıyım ki belki ilçemize, yöremize ve insanımıza faydamız dokunur.
Türkeli Nasıl Kurtulur? Konusunu bir beyin fırtınası şeklinde yazı dizisi olarak işleyeceğiz.
Önce tespitlerimizi yapacağız, daha sonraki haftalık yazılarımızda bu tespitlerin detayına ineceğiz.
1. BölümTürkelinde ne var? Ne yok?
İlçemizin denizi var, kumsalı var, Güllüsu, Türkeli, Helaldı (Güzelkent) plajları var,
Bu plajların dosdoğru işletmecisi yok, sahibi yok.
Plajlarda denize giren yerli yabancı bir çok turist var,
Bunlara sahilde hizmet sunan, deniz eğlence araçları kiralayanı yok.
Gezi gemisi, motoru, teknesi, balık ekmek satanı yok.
Genci var, yağlısı var, önünde Sinop gibi başarılı bir şehir ve tecrübe var,
Ama bu sahil kasabasının bir yelken klübü yok.
Balıkçıları, kayıkları, tekneleri var,
Balık tutmayı özendiren, gelen gurbetçilere hizmet veren Hoby balıkçılığı hizmeti yok.Ormanı var, Ağacı var, envari çeşit değişik bitkisi, çiçeği, çalısı ve yabani meyvesi var,
Bunların yaprağını, meyvesini, bitkisini, çalısını, değerlendiren el sanatlarını bilen, yabanı bitkileri tanıyan ve değerlendirmesini bilen aktarı, köylüsü, tüccarı, işletmecisi yok.
Sinop'ta ağaç işi, el işi yelkenli ve gemi maketleri yapanı çok,
Bizim ilçede bunun meraklısını bırak, ordan alıp satmak zahmetinde bulunan yok.Yenilebilir mantarı çok, 3-5 çeşit haricinde bunları tanıyanı, bileni, pazarlayanı, işleteni yok.
Zehirli Mantarı çok, başta ilaç sanayi olmak üzere bunları oralara pazarlayabileni yok.
Kestanesi var, bundan değişik ürünler yaparak katma değerini artıran yok.
Ağaç çok, kereste bol ama kereste Avrupa'nın 10-20 katı pahalı bunu anlıyabileni yok.
Ahşap bahçe evlerine talep var, bunu uygun yapabilen uzmanlaşmış kişiler ve işletmeler yok.
Ağaç var, ahşap mobilya ve mobilyacı yok.Dağlık coğrafyası, doğa harikası vadileri, sayısız şelaleleri var,
Buralara gezi düzenleyen kılavuz işletmeciler, organizatörler yok.
Yaylaları var, şenliği yok.
Yolları var, asfaltları yok.
Suları akar, tatlı su işletmeleri, işleme tesisleri yok, ilçede bu konuda uzmanlaşmış lokantacısı balıkçısı yok.
Çiçeği çok, arıcısı yok.Denizi var, balığı var ama yazın gittiğinde yörenin balığı yok. Bu balıkları değişik şekillerde pişirmeyi bileni yok, balık çorbası nedir? Bilip yapanı yok.
Balığı tutup satmasını bileni var,
Bunu işleyip katma değerini artırmasını bileni yok.Meyve yetiştirmeye müsait iklimi var,
Meyvecilik yapan, bunların pekmezini, şurubunu, kurutmasını, reçelini, tatlısını yapıp pazarlayanı yok.
Seracılığa müsait tarlaları, iklimi var,
Bunu ticarete dönüştüreni yok.
Av hayvanları, avcılık ve atıcılık klubü, başa çıkalamayacak kadar çok domuzu var,
Av turizmi yapan ve bu domuzları değerlendiren girişimci yok.Bakımlık yaşlısı, emeklisi, hastası çok,
Hasta ve yaşlı bakımı yapılan bir işletmesi yok.
Hastanesi var, doktoru yok, yolu yok.Bir rivayete göre 80 binden fazla gurbetçisi (Yurt işi-Yurt dışı) var,
Bunları o yöreye çekecek faaliyet ve etkinlik yok, yol yok, yol bilen yok, geldiğinde yolanı, yolmak isteyeni çok.
Gurbetçilerin ilçede 11 ay veya iki yılda bir geldikleri için 23 ay boş duran daireleri, çok güzel köylerde de dayalı döşeli evleri var,
Pansiyonculuk yapan, bunları kitle iletişim çağında pansiyon olarak ucuzada olsa pazarlayanı yok.Düz bir sahilimiz ve ilçemiz, güzel bir coğrafyamız, müsait köylerimiz var,
Maalesef ilçede bisiklet kulübü yok, bisiklete binen nerdeyse hiç yok, iyi bir bisiklet dükkanı, tamircisi ve tüccarı yok, milleti buna özendiren beden eğitimi hocası, doktoru, belediye başkanı, kısacası bu işin arkadaşım Dr. Bekir Yıldız gibi sevdalısı yok.İki bin kişilik Güzelkent'i - altıbin kişilik Türkeli arasında arazi çok, güzel çoğrafyası var, bunlar arasında yürüyüş yolları yok,
Obeziti, şişkosu, kalp hastası var, bunlarla mücadele eden, halkı yürümeye teşvik eden dernekleri, önderleri yok.Ekili olmayan arazileri, merası çok, meyvecilik ve hayvancılık yapanı yok,
Köy tavuğuna, yumurtasına rağbet çok, bunlarla uğraşan yok,
Köy eti, sütü, peyniri ayranı arayan çok, temiz işletmecisi, üreteni yok.
Yöresel lezzet, yemek nokul, kokareç, gözleme, mantı vs tad arayan çok,
Bunları yapan temiz bir lokanta yok.
Yerleri müsait olanlar, bıldırcın işiyle uğrağan yok.
Köy ve kır kahvaltısı yapacak yer arayan çok, bu hizmeti sunan işletme yok.Silaha meraklı çok, atış yapılacak lisanslı bir poligon yok.
Herkesin toz kondurmadığı bir partisi, iş bilen partilileri var,
Milletin derdini çözebileni yok.Türkeli ve Helaldı'nın yeşil alanı çok,
İlçe içinde veya dışında, düzenlenmiş ve halkın hizmetine sunulmuş, Altyapısı olan mesire alanı yok.
Bu güzel coğrafyayı, arsa ve arazileri acayip yapılarla talan edeni çok,
Ama bu emlakları Abana ve Yakakent gibi Kastamonu, Çankırı ve Ankaralı yazlıkçılara pazarlayan yok.
Kamp yapmak için Yurt içi ve dışından hatta ve hatta hafta sonları Kastamonu ve çevrelerden yöreize gelenler var,
Alt yapısı olan bır Camping alanı yok, hizmeti ve işletmesi yok.Ev hanımları var, okeyci olanları var,
El sanatıyla uğraşanları yok, bu ürünlere ve sanatlara teşvik yok, bunlara yönelik pazarlama yapacak kişiler yok.Köylerde yaşlısı çok,
Bunlara arkadaş olacak eğitimli cins köpekler yetiştirenler, bu işi hobi edinip paraya dönüştürenler yok.
Twıttcisi, Facebookcusu, takma isimle ahkam keseni çok,
Yabancı dilde bir web sayfası yapıp ilçe tanıtımına katkı yapanı yok.İş yapmak isteyeni var,
O işi yapma, olmaz diyen caydırıcı çok, teşvik edeni yok.İş adamı, sermayedar, bürokrat, siyasetçi, sanatcısı hülasa yetişmiş insanı çok,
Bunları Türkeli için harekete geçirebilecek örgütlenme yok, bu işi beceren STK, belediye ve kamu kurumu yok.Sorunu çok, ukelası çok, ahkamcısı çok,
Çözüm üreten, yazan, fikride olsa katkı yapan, gündem oluşturanı yok,
Bunları yapanlara kızan çok.Efendisi, çömerti, gün görmüşü, yol biliri, halk adamı, hakkın tarafı kısacası Türkeli sevdalısı çok,
Bunlara değer veren, kıymet bilenler yok.Güneşi, rüzgarı, suyu, toprağı kısaca doğal zenginliği var,
Kıymetini bilip değerlendirmesini becerebileni yok.Sevgili hemşehrilerim,
Bakın ne kadar büyük bir nimet ve bolluk içindeymişiz değil mi?
Yüce rabbim bize güzel bir belde nasip etmiş. Kıymetini bilip bu beldeyi güzelleştirmek, geliştirmek mecburiyetindeyiz.Biraz iğneleyici, biraz provakatif, belki birazda kırıcı yazdığımın farkındayım.
Ancak metodumuzun merhum Mehmet Akif metodu olduğunu, bu işi kurtuluş, gelecek nesiller adına bugün emanet olarak kullandığımız yöremiz adına iyi niyyetle yapmaktayım.
Ne diyordu Akif?
...
Tükürün cebhe-i lakaydına Şark'ın, tükürün!
Kuşkulansın, görelim, gayreti halkın, tükürürün!
....
Nelerimiz varmış demi?
Varmış da haberimiz yokmuş.
Veya haberimiz varmış da, keyfimizi bozup yapacak isteğimiz yokmuş.
Haftaya kaldığımız yerden devam etmek umuduyla,
Allah'a emanet olunuz.
Şimdi gelelim bana gelen telefona;
Yüksel bey,
Orman İşletmesi'nde olan birkaç konuyu ben size aktarayımda bilginiz olsun;
1) Orman İşletmesine gidiyorsun, 5 veya 6 siter odun için para yatırıyorsun, karşılığında makbuz alıyorsun. Kamyonunu alıp, sana gösterilen yerden odununu almaya gidiyorsun. Oradaki görevli sana 5 siter odun nerden nereye kadar onu gösteriyor ve "Fazlada alacaksan haberim olsun" diyor, artık olay vicdanına kalmış, 8 siter alıp, 6 siter aldım de, 10 siter alıp 8 siter aldım de, ne dersen de, önemi yok, önemli olan o kişiyi orada bir miktar görmen yeterli.
2) Türkeli köylerinde kesim oldu, bizim köyde de oldu, kesim yapan işçiler adeta kendi işlerini kurdular;
a. Tarlanıza ağlo tutacaksınız kazık mı lazım, en iyi meşe ağaçlarını kesim için işaretlenmemiş olsa bile parayı verdiğinizde aldınız,
b. 100 TL verdiğinizde 1 traktör odun alabildiniz, 3-4 kişilik odununu bu şekilde yığan köylüyle doldu,
c. Kestane ağaçlarını keserlerken, bırakın ormandaki kurumuş ağaçları, milletin tapulu arazisindeki yemyeşil ağaçları bile kestiler.
....
Anladım ki köykü dertli, konu uzayıp gidiyor.
Yıllarca Çek Cumhuriyeti'nde ve Slovakya'da butür hırsızlarla uğraşmış, onların yol ve yöntemlerini keşfetmekle 10 yılını harcamış biri olarak aklıma şu sorular geliyor;
1. Kesim yapıldığında odun olarak satılacak odun siteri miktarı belli olduğuna göre (tutanak düzgün ve doğru tutulursa)
a. El altından satılan siterlerin firesi hiç işletmenin dikkatini çekmiyor mu? Çekiyorsa heryıl ortalama olarak karşılaşılan bu fire miktarı nedir?
b. Hiç bir fire olmuyorda, tespit edilen siterce satış yapılıyorsa;
i. Ya tutanaklar sonradan tutuluyor, önceden siter miktarı kayıt altına alınmıyor,
ii. Ya da el altından satılan kadar sonradan gene kesim yapılarak bu açık kapanıyor, demektir.
iii. Ya da bilmediğimiz başka yol ve yöntemler oluyor veya ihbarlar asılsız!
2. Vatandaşın tapulu arazisinden ağaç kesmek Orman işletmesinin hak ve selahiyetindemidir? Kesilen ağacın odun veya kereste vs tasarruf hakkı kimindir? İşletmenin mi? Vatandaşın mı?
3. Kesim için işaretlenmeyen alandan orman işçileri hani hak ve selahiyetle;
a. Kesim yapabilmekte?
b. Ve bunları satabilmektedirler?
4. Türkeli Orman işletmesi konuyu sürekli teftiş ettiğine göre son 5 yıl içerisinde;
a. El altından odun satan kendi personelinden herhangi birine veya birkaçına?
b. Kesim yetki ve selahiyetini kötüye kullanan taşeron kesim işçilerinden bir veya birkaçına?
c. Veya iş yaptığı bu şirketlerden bir veya birkaçına
kestiği bir ceza?
Verdiği bir uyarı veya disiplin cezası?
Veya fesh ettiği bir iş akdi veya iş ve ihale varmıdır?Teftiş olan yerde bunların olması gerekir, yoksa ya işler çok düzgündür,
Ya da teftiş gerektiği gibi yapılmamaktadır.Bu vesileyle bu yazı dizimize son veriyor,
Yeni yazı dizimize başlıyoruz.Yeni Konumuz
Asiye Nasıl Kurtulur? Onu ben bilmem Atıf Yılmaz bilir,
Türkeli nasıl kurtulur?
İşte bu konuda ki önerilerimizi yazıp sizlerle paylaşmak, tartışmak taraftarıyım ki belki ilçemize, yöremize ve insanımıza faydamız dokunur.
Türkeli Nasıl Kurtulur? Konusunu bir beyin fırtınası şeklinde yazı dizisi olarak işleyeceğiz.
Önce tespitlerimizi yapacağız, daha sonraki haftalık yazılarımızda bu tespitlerin detayına ineceğiz.
1. BölümTürkelinde ne var? Ne yok?
İlçemizin denizi var, kumsalı var, Güllüsu, Türkeli, Helaldı (Güzelkent) plajları var,
Bu plajların dosdoğru işletmecisi yok, sahibi yok.
Plajlarda denize giren yerli yabancı bir çok turist var,
Bunlara sahilde hizmet sunan, deniz eğlence araçları kiralayanı yok.
Gezi gemisi, motoru, teknesi, balık ekmek satanı yok.
Genci var, yağlısı var, önünde Sinop gibi başarılı bir şehir ve tecrübe var,
Ama bu sahil kasabasının bir yelken klübü yok.
Balıkçıları, kayıkları, tekneleri var,
Balık tutmayı özendiren, gelen gurbetçilere hizmet veren Hoby balıkçılığı hizmeti yok.Ormanı var, Ağacı var, envari çeşit değişik bitkisi, çiçeği, çalısı ve yabani meyvesi var,
Bunların yaprağını, meyvesini, bitkisini, çalısını, değerlendiren el sanatlarını bilen, yabanı bitkileri tanıyan ve değerlendirmesini bilen aktarı, köylüsü, tüccarı, işletmecisi yok.
Sinop'ta ağaç işi, el işi yelkenli ve gemi maketleri yapanı çok,
Bizim ilçede bunun meraklısını bırak, ordan alıp satmak zahmetinde bulunan yok.Yenilebilir mantarı çok, 3-5 çeşit haricinde bunları tanıyanı, bileni, pazarlayanı, işleteni yok.
Zehirli Mantarı çok, başta ilaç sanayi olmak üzere bunları oralara pazarlayabileni yok.
Kestanesi var, bundan değişik ürünler yaparak katma değerini artıran yok.
Ağaç çok, kereste bol ama kereste Avrupa'nın 10-20 katı pahalı bunu anlıyabileni yok.
Ahşap bahçe evlerine talep var, bunu uygun yapabilen uzmanlaşmış kişiler ve işletmeler yok.
Ağaç var, ahşap mobilya ve mobilyacı yok.Dağlık coğrafyası, doğa harikası vadileri, sayısız şelaleleri var,
Buralara gezi düzenleyen kılavuz işletmeciler, organizatörler yok.
Yaylaları var, şenliği yok.
Yolları var, asfaltları yok.
Suları akar, tatlı su işletmeleri, işleme tesisleri yok, ilçede bu konuda uzmanlaşmış lokantacısı balıkçısı yok.
Çiçeği çok, arıcısı yok.Denizi var, balığı var ama yazın gittiğinde yörenin balığı yok. Bu balıkları değişik şekillerde pişirmeyi bileni yok, balık çorbası nedir? Bilip yapanı yok.
Balığı tutup satmasını bileni var,
Bunu işleyip katma değerini artırmasını bileni yok.Meyve yetiştirmeye müsait iklimi var,
Meyvecilik yapan, bunların pekmezini, şurubunu, kurutmasını, reçelini, tatlısını yapıp pazarlayanı yok.
Seracılığa müsait tarlaları, iklimi var,
Bunu ticarete dönüştüreni yok.
Av hayvanları, avcılık ve atıcılık klubü, başa çıkalamayacak kadar çok domuzu var,
Av turizmi yapan ve bu domuzları değerlendiren girişimci yok.Bakımlık yaşlısı, emeklisi, hastası çok,
Hasta ve yaşlı bakımı yapılan bir işletmesi yok.
Hastanesi var, doktoru yok, yolu yok.Bir rivayete göre 80 binden fazla gurbetçisi (Yurt işi-Yurt dışı) var,
Bunları o yöreye çekecek faaliyet ve etkinlik yok, yol yok, yol bilen yok, geldiğinde yolanı, yolmak isteyeni çok.
Gurbetçilerin ilçede 11 ay veya iki yılda bir geldikleri için 23 ay boş duran daireleri, çok güzel köylerde de dayalı döşeli evleri var,
Pansiyonculuk yapan, bunları kitle iletişim çağında pansiyon olarak ucuzada olsa pazarlayanı yok.Düz bir sahilimiz ve ilçemiz, güzel bir coğrafyamız, müsait köylerimiz var,
Maalesef ilçede bisiklet kulübü yok, bisiklete binen nerdeyse hiç yok, iyi bir bisiklet dükkanı, tamircisi ve tüccarı yok, milleti buna özendiren beden eğitimi hocası, doktoru, belediye başkanı, kısacası bu işin arkadaşım Dr. Bekir Yıldız gibi sevdalısı yok.İki bin kişilik Güzelkent'i - altıbin kişilik Türkeli arasında arazi çok, güzel çoğrafyası var, bunlar arasında yürüyüş yolları yok,
Obeziti, şişkosu, kalp hastası var, bunlarla mücadele eden, halkı yürümeye teşvik eden dernekleri, önderleri yok.Ekili olmayan arazileri, merası çok, meyvecilik ve hayvancılık yapanı yok,
Köy tavuğuna, yumurtasına rağbet çok, bunlarla uğraşan yok,
Köy eti, sütü, peyniri ayranı arayan çok, temiz işletmecisi, üreteni yok.
Yöresel lezzet, yemek nokul, kokareç, gözleme, mantı vs tad arayan çok,
Bunları yapan temiz bir lokanta yok.
Yerleri müsait olanlar, bıldırcın işiyle uğrağan yok.
Köy ve kır kahvaltısı yapacak yer arayan çok, bu hizmeti sunan işletme yok.Silaha meraklı çok, atış yapılacak lisanslı bir poligon yok.
Herkesin toz kondurmadığı bir partisi, iş bilen partilileri var,
Milletin derdini çözebileni yok.Türkeli ve Helaldı'nın yeşil alanı çok,
İlçe içinde veya dışında, düzenlenmiş ve halkın hizmetine sunulmuş, Altyapısı olan mesire alanı yok.
Bu güzel coğrafyayı, arsa ve arazileri acayip yapılarla talan edeni çok,
Ama bu emlakları Abana ve Yakakent gibi Kastamonu, Çankırı ve Ankaralı yazlıkçılara pazarlayan yok.
Kamp yapmak için Yurt içi ve dışından hatta ve hatta hafta sonları Kastamonu ve çevrelerden yöreize gelenler var,
Alt yapısı olan bır Camping alanı yok, hizmeti ve işletmesi yok.Ev hanımları var, okeyci olanları var,
El sanatıyla uğraşanları yok, bu ürünlere ve sanatlara teşvik yok, bunlara yönelik pazarlama yapacak kişiler yok.Köylerde yaşlısı çok,
Bunlara arkadaş olacak eğitimli cins köpekler yetiştirenler, bu işi hobi edinip paraya dönüştürenler yok.
Twıttcisi, Facebookcusu, takma isimle ahkam keseni çok,
Yabancı dilde bir web sayfası yapıp ilçe tanıtımına katkı yapanı yok.İş yapmak isteyeni var,
O işi yapma, olmaz diyen caydırıcı çok, teşvik edeni yok.İş adamı, sermayedar, bürokrat, siyasetçi, sanatcısı hülasa yetişmiş insanı çok,
Bunları Türkeli için harekete geçirebilecek örgütlenme yok, bu işi beceren STK, belediye ve kamu kurumu yok.Sorunu çok, ukelası çok, ahkamcısı çok,
Çözüm üreten, yazan, fikride olsa katkı yapan, gündem oluşturanı yok,
Bunları yapanlara kızan çok.Efendisi, çömerti, gün görmüşü, yol biliri, halk adamı, hakkın tarafı kısacası Türkeli sevdalısı çok,
Bunlara değer veren, kıymet bilenler yok.Güneşi, rüzgarı, suyu, toprağı kısaca doğal zenginliği var,
Kıymetini bilip değerlendirmesini becerebileni yok.Sevgili hemşehrilerim,
Bakın ne kadar büyük bir nimet ve bolluk içindeymişiz değil mi?
Yüce rabbim bize güzel bir belde nasip etmiş. Kıymetini bilip bu beldeyi güzelleştirmek, geliştirmek mecburiyetindeyiz.Biraz iğneleyici, biraz provakatif, belki birazda kırıcı yazdığımın farkındayım.
Ancak metodumuzun merhum Mehmet Akif metodu olduğunu, bu işi kurtuluş, gelecek nesiller adına bugün emanet olarak kullandığımız yöremiz adına iyi niyyetle yapmaktayım.
Ne diyordu Akif?
...
Tükürün cebhe-i lakaydına Şark'ın, tükürün!
Kuşkulansın, görelim, gayreti halkın, tükürürün!
....
Nelerimiz varmış demi?
Varmış da haberimiz yokmuş.
Veya haberimiz varmış da, keyfimizi bozup yapacak isteğimiz yokmuş.
Haftaya kaldığımız yerden devam etmek umuduyla,
Allah'a emanet olunuz.











