Velayet, küçüklerin ve bazen de kısıtlı ergin çocukların gerek kendilerine, gerek mallarına özen gösterme ve onları temsil etme konusunda kanunun, ana ve babaya yüklediği yükümlülükleri ile bu yükümlülüklerin iyi bir şekilde yerine getirilmesini sağlamak üzere onlara tanıdığı hakların tümüdür. Velayet hakkı sadece ve sadece Birbiriyle evli olan ana ve babaya tanınmıştır. Aynı şekilde evlat edinenin de evlatlık üzerinde velayet hakkı vardır ki, evlat edinenin de evlatlığın bir tür ana ve babası olarak kabul etmek pekte yanlış olmaz. Örneğin yaşça büyük kardeşler veya büyük ana ve babalar gibi çocuğun ne kadar yakın dereceli kan hımsı olursa olsun velayet hakları yoktur.Ana ve baba birbirleriyle evli iseler, onların velayet hakkı çocuğun dünyaya geldiği anda doğrudan doğruya kanundan doğmaktadır. Ana ve baba birbirleriyle evli değillerse, çocuğun velayeti doğumla birlikte anaya aittir.Ana ve babadan biri ölür veya gaipliğine hükmedilir yahutta velayet hakkını kullanamayacak duruma düşerse, örneğin kısıtlanırsa, velayet hakkı tek başına diğerine aittir. Aynı şekilde çocuk boşanma kararında taraflardan hangisine bırakılmışsa sadece o taraf tek başına velayet hakkına sahip olur, diğerinin velayet hakkı sona erer.Ana ve baba, velayeti yürütme hakkında sahip oldukları sürece ve velayetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisidirler. O halde ana ve baba çocuğu temsil etme, onun namına hareket etme yetkisine sahiptirler. Hatta bu sıfatla hareket ederlerken, kural olarak hakimin iznini almaları da gerekemez.BOŞANMA DAVALARINDA ÇOCUĞUN VELAYETİ SORUNU;Genelde çocukların velayeti ilgili hüküm boşanma davası sürecinde verilir. Mahkeme geçici olarak dava süresince küçüğüm velayetini anne yada babaya verebilir. Boşanma davası sonucunda mahkeme nihai olarak küçüğün velayetinin kimde kalacağına karar verir. Boşanma sürece bittikten sonra meydan gelen değişiklikler nedeni ile velayet davası açılabilir. Mahkeme velayettin değişiminde küçüğün yararının büyük ve gerekli olduğunu düşünürse velayeti diğer eşe verebilir. Ama yaşı küçük olan çocukların velayeti genelde eğer isterse anneye verilir. Bu davalarda görev Aile Mahkemesinindir. Aile Mahkemelerinin bulunmadığı bölgelerde Asliye hukuk Mahkemesi görevlidir. Yetkili Mahkeme ise küçüğün bulunduğu yer mahkemesidir.Ortak çocuğun bulunduğu hallerde boşanma davasının en önemli sonucu, müşterek çocuğun velayeti hususudur. Boşanma davası, özellikle yaşı küçük olan çocukların psikolojilerini olumsuz yönde, etkilemekte olup, çocukların üzerinde anne ya da babadan birini seçmek zorunda kalmaları şeklinde kendini gösteren psikolojik baskı yaratmaktadır.Bu nedenle, boşanmaya karar veren çocuklu kimseler çocuğu boşanmanın bu yan etkilerinden mümkün olduğunca korumalıdırlar. Çocuğu boşanma davalarında bir koz olarak kullanmaktan çekinmelidirler. Bu sebeple çocuk hakkında karar verirken çok iyi düşünmeleri gerekmektedir. Çocuğun boşanmanın etkilerinden en az etkilenebileceği ortamı düşünerek taraflar kendilerinden önce çocuklarını düşünmelidirler ve velayet konusunda ona göre karar vermelidirler. (En azından boşanma davası sona erinceye kadar bu konuda anlaşmaları çocuğu ayrılık kararına hazırlamak adına olumlu olmaktadır.)Tarafların ortak çocuğun velayeti konusunda anlaşamamaları halinde Boşanma davasına bakan Aile Mahkemeleri Hâkimleri bu konuda talep varsa çocuğun yaşının küçüklüğünü, anne sevgisine ve bakımına muhtaç olup olmadığını, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, öncelikle inceler ve bilahare diğer yan unsurlar diyebileceğimiz çocuğun okulun yakınlığı, arkadaş ortamının değişikliğinin psikolojisindeki olumsuzlukları, babanın evine ve çocuklarına olan ilgisi gibi durumlar değerlendirmeye alınır. Çocuğun yaşının bebek diyebileceğimiz şekilde ufak olması halinde çocuğun anne sevgisine ve şefkatine ihtiyacı olduğu Hakim tarafından öncelikle göz önünde bulundurulmaktadır. (annenin utanç verici bir yaşantısının olmaması gibi istisnalar hariç)Çocuğun kendini ifade edebilecek olduğu halde ve yaşının büyük olduğu hallerde ise, çocuk genelde Sosyal Hizmetler Uzmanı (genelde çocuk psikoloğu) tarafından dinlenir. Bu halde uzman için önemli olan, çocuğun kendine ait bir odasının olup olmayacağı, çocuğun ikamet edeceği evin okuluna uzak olup olmadığı, evde kimlerle birlikte kalacağı, evde birlikte oturacağı kişilerle olan yakınlığı ve ilişkisi gibi çocuğun hayatına etki eden unsurlardır. Sosyal Hizmetler Uzmanı, çocukla görüştükten sonra bir bilirkişi raporu mahiyetinde olan raporunu Mahkemeye sunar. Kararı verecek hakim bu rapora itibar etmeyebilir. (Genellikle bu rapor bağlayıcı olmamakla birlikte yol gösterici olmaktadır.)Boşanma davası sırasında veya sonucunda, Hakim tarafından çocuğun velayeti taraflardan birine verilir ve diğer tarafa da çocukla şahsi ilişki kurabilmesi için imkan tanır. Bu ilişkiyi nerede, hangi günlerde ve hangi saatlerde kurabileceğini belirler. Gerek anlaşmalı boşanma olsun, gerek çekişmeli boşanma olsun, boşanma davası sona erdikten sonra da sadece çocuğun velayetinin talep edileceği ayrı bir velayet davası açma hakkı da bulunmaktadır. Dolayısıyla, eğer şartların değiştiğini ya da velayeti alan tarafın çocuğa iyi bakamadığının düşünüldüğü hallerde açılacak ayrı bir velayet davası ile çocuğun velayeti her zaman Mahkeme’den talep edilebilir. Görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir..“Eğer ruhta sevginin ışığı olursa, insanda güzellik olur.Eğer insanda güzellik olursa, evde uyum ve yardımlaşma olur.Eğer evde uyum ve yardımlaşma olursa, ülkede düzen ve adalet olur.Ve eğer ülkede düzen ve adalet olursa, dünyada sulh ve barış olur.’Sevgi ve saygılarımla.
Genel
Yayınlanma: 03 Temmuz 2013 - 10:27
Velayet nedir?
Genel
03 Temmuz 2013 - 10:27
Velayet, küçüklerin ve bazen de kısıtlı ergin çocukların gerek kendilerine,...
Bu haber 5569 defa okunmuştur.
İlginizi Çekebilir









