Bizleri bin bir türlü zorluğa katlanarak büyük meşakkatlerle büyüten ve sağ oldukları müddetçe her daim yanımızda olan, üzerimizden dualarını eksik etmeyen; ne kadar büyürsek büyüyelim, gözlerinde hep çocuk olarak kaldığımız ve her ne yaparsak yapalım hiçbir zaman haklarını asla ödeyemeyeceğimiz mukaddes insanlardır annelerimiz. Bu yüzdendir ki çocuklarının hem bedenen hem de manen gelişimi için elinden geleni ardına koymayarak bu kutsal vazifeyi yerine getirebilmeye muvaffak olan annelerin konumu, Allah katında: “Cennet anaların ayakları altındadır.” hadisiyle belirtilmiştir. Dolayısıyla her türlü şefkat, merhamet ve fedakarlığın timsali olan annelerimiz, sevgilerin en büyüğüne layıktır. Bu yüce gönüllü insanları sadece bir gün ile sınırlı kalacak şekilde hatırlamak; onlara yapılabilecek en büyük vefasızlıktır.Bilhassa şu noktaya da değinmeliyim ki annelik sıfatına layık olan analara, aynı zamanda Allah tarafından çok müthiş bir sezgi kabiliyeti verilmiştir. Onlar evlatlarının sırf kendileri üzülmesin diye belli etmedikleri bazı sıkıntıları, dertleri, üzücü olayları ve büyük belaları; aralarında nice mesafeler olsa da yüreklerinde hissederler. Bazı vatan evladı yiğitler vardır ki; eğitim vermek, öğrenim görmek, vatani görevini yerine getirmek, gibi çeşitli sebeplerden mütevellit ailesinden ayrı yerlerde yaşarlar. Onlar bulundukları yerlerde bu vatanın müdafaası, Ay Yıldızlı Al Bayrağı ve diğer maddi, manevi her türlü yüce değerlerinin ülküsü uğruna zaten kendi canlarından geçerler. Vatanımız ve yüce milletimiz üzerinde oynanmak istenen hiçbir kalleşliğe, hainliğe göz yummayarak bu uğurda mücadele ederler. Ve neticesinde de bazı hainler tarafından adım adım takip edilir, defterinin kitabının kıyısına köşesine birtakım notlar düşürülerek tehdit edilirler. İşte bu yiğitler bir yandan böyle belalarla uğraşırlarken diğer taraftan her gün son sesini duymak ümidiyle ararlar annelerini. Bu yaşadıkları musibetleri onlara belli etmemek için her ne kadar çabalasalar da boştur. Çünkü onlar, bir şeylerin yolunda gitmediğini mutlaka sezerler... Ve dünyadaki hiçbir şeye asla değişilmeyecek dualarını ederler.Bir zamanlar gözü yaşlı Anadolu’nun “Giden Gelmiyor” diye türküler yaktığı cephelerde olduğu gibi yakın zamanda da bu vatanın ülküsü uğruna genç yaşta toprağın koynuna girmiş, şehadet şerbetini ecelsiz içmiş; niceİlhanlar, Bülentler, velhasıl Kılıçkıran’dan Fırat’a öyle yiğitler vardır ki; biz onların annelerini de unutmadık. Ey iki gözü iki çeşme, kalbi yanık bağrına “Vatan Sağolsun, ben evlatsız da yaşarım.”diyerek bu toprakları basmış annem! Belki bugün de beklemeye değecek olan Yusuf yüzlün sana çiçeklerle gelemeyecek, o öpülesi ellerinden öpemeyecek… Üstelik kimbilir sen, gizli gizli hep nasıl ağlıyorsun. Şimdi sana her ne söylersek söyleyelim biliyoruz ki hiçbir cümle, söndürmeye yetmeyecek içindeki büyük ateşi... Sen yine üzüleceksin. Ancak şunu bilmeni isteriz ki: “Belki şimdi sen ondan ayrı kaldın; ancak ayaklarının altında olan cennet, hiçbir zaman ondan ayrı kalmayacak... Çünkü artık o, herkese nasip olmayacak bir peygamberin ocağında… Hem bu vatan: ‘Şu olmasın… bu olmasın!’ diyerek kendi dümenlerini çeviren soytarılar tarafından değil; senin gibi yürekli annelerimin kahramanları sayesinde bugün hala dimdik ayakta!” Her günün olduğu gibi bugünün de kutlu olsun annem. https://www.youtube.com/watch?v=nooJHFaMoSYhttps://www.youtube.com/watch?v=WhMsa3atHrghttps://www.youtube.com/watch?v=6T2NsrvK9Mo












