Değerli okurlarımız. Bu haftaki yazımda bazı muhafazakar çevrelerce yanlış yorumlamalara maruz kalan, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde ülkemizi çağdaş uygarlık medeniyetine çıkarmayı hedefleyen devrimlerin önemli bir parçası olan,1 Kasım 1928 tarihli Türk Harf İnkılabı üzerinde duracağım.Öncelikle Arap harflerinden günümüzdeki Latin harflerine geçiş sürecini kapsayan bir devrimdir.Günümüzde bile bazı kesimlerce bilerek ya da bilmeyerek birçok eleştiri almaktadır bu inkılap. Hatta bu eleştiriler bazen haddini fazlasıyla ATATÜRK’e hiç de hak etmediği “deccal” benzetmeleriyle sonuçlanabilmektedir. Amacımız ön yargıları kırarak bu tür yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmaktır.Konuya geçmeden önce yazının önemi üzerinde duracak olursak, milletlerin kültür ve medeniyetlerine ait bilgilerin,deneyimlerin ve tecrübelerin önce yazılarak kaydedilip sonra gelecek kuşaklara aktarılmasında çok önemlidir.Böylece geçmişteki tecrübeler korunarak gelecek nesillere daha geniş bakış açısı sağlamaktadır.Hatta “Söz uçar yazı kalır.”Alim unutur kalem unutmaz.”bu düşünce doğrultusundaki atasözlerimizdir.Fakat yazı,kullanıldığı dilin yapısal özelliklerine ve kullanılacağı çağa göre en ideal sembollerle ifade edilmelidir.Örneğin önceden ulaşım için at arabaları daha yaygınken günümüzde otomobillerin kullanılması gibidir bu.Yukarıdaki paragrafımızı şimdiki anlatacaklarımızla ilişkilendirecek olursak,Arap harflerinin de Türk dilini yazmada yetersizliğini ilk defa 17.yüzyılda 4.Murat’ın danışmanı”Katip Çelebi”vurgulamıştır.(Arıkan,1990:1)1730 yılında ise Osmanlı Devleti’nde Fransızlara Türkçe öğretmek için Latin harfleri kullanılarak bir kitap basılmıştır.(Berkes,2002:55)İkici meşrutiyetin ilanıdan sonra da “Arap harfleri mi?Latin harfleri mi?”tartışmaları başlamış.Doktor Musullu Davud,Latin harflerinin kabulüne ilişkin Meclis-i Mebusan’a bir tasarı sunmuşsa da gereken dikkati çekememiştir.(Ergin,1972) 2.Abdülhamit de Arap harfleriyle yazmanın ve okumanın zorluğunu dile getirmiş,bu işi kolaylaştırmak için Latin alfabesini almanın yerinde olacağını belirtmiştir.(Sultan Abdulhamit,1987)Bunun dışında 1. Dünya Savaşı yıllarında Enver Paşanın da bazı girişimleri olmuştur.(Ergin,1972)Bu tartışmalar Milli mücadele yıllarında da devam etmiş,İzmir İktisat Kongresi’nde İzmirli Nazmi tarafından sunulmuş,Kazım Karabekir reddetmiştir.(Öztürk,2004)İki dil arasındaki yapı ayrılıkları,Türkçenin Arap harfleriyle yazılması sonucu ortaya çıkan yazım sorunları ve Türkçeye giren Arapça Farsça kelimeleri okuyup yazmak için önce bu dillerin kurallarının öğrenilmesinin yarattığı sorunlar bu devrimi zorunlu kılmış.1 Mayıs 1925’te Azerbaycan’da Latin alfabesine geçilmesi bu konunun Türkiye’de de gündeme getirilmesine sebep olmuştur.Sonuç olarak bir milletin dünya üzerinde varlığını sürdürebilmesi için gelişmiş kültüre ihtiyacı vardır.Kültürün ise gelişmesi için ise farklı kültürlerle etkileşime geçip kendisine lazım olacak değerleri ondan almalı,ihtiyacı olmayan özellikleri almamalıdır.Bugün dünyadaki diğer birçok farklılık içeren “İngiliz,Arap,Fars,”Kültürleri de böyle yaparak varlıklarını sürdürmektedir.Ayrıca daha önce %40’larda olan halkın okur-yazar oranı devrimden kısa bir süre sonra %70’lere gelmiştir.Devrim sayesinde ilk başlarda oldukça fazla olan Arapça Farsça kelime sayısı da azalarak Öz Türkçeden kelimeler uyandırılmaya çalışılmıştır.İlk başta bu devrime İsmet İnönü de sıcak bakmamıştır.Fakat günümüze baktığımızda bu alfabe sayesinde halkımızın %90’ından fazlası okur-yazardır. Ona haksız yere deccal benzetmesi yapanlar,biliyoruz onun da tek gözü zayıf görüyordu ama sırf seni şu an rahat yaşasın diye savaşta gözüne isabet eden kurşundandır.Eğer hala onda deccallik alameti arayacaksanız size Neyzen Tevfik’in “Atatürk “şiirini okumanızı öneririm.Ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ü bir kez daha saygıyla anıyoruz…
Genel
Yayınlanma: 04 Aralık 2013 - 14:37
Türk Harf İnkılabı
Genel
04 Aralık 2013 - 14:37
Değerli okurlarımız. Bu haftaki yazımda bazı muhafazakar çevrelerce yanlış...
Bu haber 3491 defa okunmuştur.
İlginizi Çekebilir










