Takvim yine tasarlanmış kadınlar gününü gösteriyor bugün. Gündem heyecanla 8 Mart tarihini bekler gibi karşılıyor 8 Mart'ı. Her yıl bu tarihe yüklenen anlamı düşünürüm. Ne söylenebilir, ne paylaşılabilir, daha nasıl ifade edilebilir gibi seçeneklerle gündeme bir kaç kelime de biz çizelim isterim.
En çok kalemimin zorlandığı tarih ve gündem diyebilirim. Kadınlar günü, otomatikman şiddet ile gündemde yerini sorgusuz alıyor. Birbirini anlamak yerine yargılamakla başlayan basit cümlelerin sonucudur kadınlar günü. Tarihler boyunca kadınlığın yanında erkeğine destek olmak için çabalayan, yuvası tehdit altındaysa kurtarmak için fedakarca savaşandır kadın. Aile içinde ego savaşına dönen yuvalar aslında kadının gücünü kınamakla başlar. Erkekler; güçlü, evin direği olarak aslanım diye yetiştirilen, birey olmanın sonucunda işleri ters gittiğinde olumsuzluğu eziyet haline getirmekte direnirken, kadın; olumsuzluğu kurtarmaya yönelik çözümler üretmeye başladığında erkeğin görevini üstlenerek en büyük hatayı başlatmış oluyor. Rakip şirketler gibi tartışma, didişme ortamı haline geliyor çoğunlukla yuvalar. Burada iletişimin gücü devreye girmezse sonuç gittikçe kangiren oluyor. Aslında kadın psikolojik şiddeti, erkeği ile didişerek başlatmış oluyor. İki farklı cinsiyet ve aynı kulvarda yarış, kazananı olmayan bir skor ortaya çıkıyor. Bunu çözmek ya da çözüm odaklı çalışmalar yapmak, ülke yönetimlerinde büyük rol oynuyor. Yaptırımlar yetersiz kalıyor. Şiddetin içeriği, konunun önemi ele alınmadan vurdu kırdı sözleri sadece etrafta yankılanıyor. En çok şiddet ve alınan üzücü sonuç en gözde destek olarak yapılan uzaklaştırma kararı alınmış eşler arasında yaşanıyor...bu çok düşündürücü degilmi? Zaten çare aranan bir ortamda erkeği kışkırtıcı bir karar almak.. Sonuç çok basit bunu anlamak.
Burada konuşulan, kadına şiddetten ziyade kadınları erkek gibi olmaya teşvik eden yetersiz imkanlardır. Bir erkek evine zar zor bakabiliyorsa o evde yuvada şiddete dönüşme noktasında bir çok neden vardır. Bugün bunlar konuşulmuyorsa ya da ele alınıp çözülmüyorsa zavallı kadınlar değil, zavallı bir yönetimi ele almak daha bir yerinde olurdu.Kadına kadınlık yapacak imkanlar sağlandığında, değerli olduğunu hissettirdiğinde değerini en üst seviyede tutar her kadın.
Konu 8 Mart konusu değil, konu basit bir konu değil ... İnsanlık bu ülkede çok basit eylemlerle çok farklı bir yerde olabilir. Gündemler değişir hayat basitleşir. Konu ne kadın ne erkek, konu adaletsiz bir yönetimin getirdiği zulüm, 365 gün konusu. Şimdi hepimiz ahlak boyutuna, ekonomik boyuta, eğitim boyutuna, aile olmak için eksik olan boyuta bir göz atalım sonuç ne gösterecek? Bu gün toplumda kadını basitleştiren bakış açısının altında, yetersiz eğitim aile içi gerilim ve yetiştirme tarzındaki eksikler vardır.... Kadın özünde kimliği en değerli varlığıdır hayatın. Kadın olmazsa hayat durur, erkek olmazsa kadın yarım kalır. Bu denklemi iyi değerlendirmek lazımdır.
Dijital bir dünyada zor olan huzuru bulmak, iyi düşünüp iyi olmak için çabaladiğıni zannederken tartıştığın konuya iyice hakim olmak gerekir. Mahkeme sensin, değerlisin... Kişilik saygıyla ölçülür. Ölçüyü bu konuda artırabilirsin... Kadın çok güçlü varlıktır ama en çok istediği zayıf olan yanına saygı duyan bir omuzda dinlenmektir. Şartlar ne olursa olsun saygı varsa huzur var.
Şiddeti destekleyen çok konuşup boş konuşmaktır. Susan dilin yanında gözler zaten her şeyi anlatacaktır. Kadını yok saymak bir çok hayati değeri yok saymaktır... Kadın erkek birbirini tamamlayan cinsiyetlerdir. Farklı olduğumuzu unutmayalım, hiç bir kadın hem baba hem anne olamaz. İyi bir anne olur ama iyi bir babanın yerini alamaz. Bu eksiği hiç bir güç tamamlayamaz... Kimlik ve kişiliğimize önem verelim gerisi çok kolay... Varlığı kutsal olan hiçbir şeyi yok ederek var olamazsın. Bu denklem seni sen yapar.
8 Mart dedikodu günü kutlu olsun...
Daha konuşulacak çok şey var...
Sonrasında takip edip yorum yapmayı unutma...
Sağlıklı bir hayat senin elinde aynadaki sana iyi bak...
Huzur için elinden gelenin en iyisini yap, seni hayat ödüllendirecektir.
Sağlıcakla.
Emine ASLAN
Türkeli'nin Sesi Gazetesi Yazarı





