Kemal NUR
Ağustos 2025’te, doğduğum topraklara —Türkeli’ne— bir kez daha yolum düştü. Özlemle dönerim memleketime. Ama bu dönüş, ne yazık ki her sene olduğu gibi bu senede içimde buruk bir tat bıraktı.
İlçede yaşayanlar bana kızabilir:
“Senede üç-beş gün geliyorsun, sonra da ahkâm kesiyorsun.”
Haklısınız, anlayışla karşılarım. Ama bir de şu gerçeği inkâr edemeyiz: Türkeli’nin ekonomisi, yaz aylarında gelen gurbetçilerin cüzdanıyla da dönüyor.
Bir zamanlar berrak akan çay boyu… Şimdi çayın kenarına dizilmiş barakalar, sanki sessiz bir istila gibi, suyu ve çevresini kirletmiş. İçilen içeceklerin şişeleri, pencereden açılıp “hop” diye çaya bırakılıyor. Oysa o su, bizim çocukluğumuzda balıkların özgürce yüzdüğü, serinliğinde huzur bulduğumuz çaydı.
Plajımız…
Evet, hâlâ güzel. Akşamları bir kepçe gelir, kumsalı temizler. Ama pansiyonların önündeki sahil şeridi, çöplerin işgalinde. İlçe merkezinde de durum pek farklı değil.
(sadece bir gurbetçimiz Faik Özcan kendisini tanımam kardeşim tanır ve o görmüş konuşmuş. Her sabah plaja gelip temizlik yapmış. Faik beye teşekkür etmek mi lazım yoksa hepimiz adına utanmak mı lazım bilemedim.)
Burada adil olmak lazım: Bu pisliği yalnızca yerel halka yükleyemem. Plajda gördüğüm tablo netti; %20 yerli halk, %40 İstanbul ve çevresinden gelenler, %40 da Avrupa’da yaşayan gurbetçiler.
Türkiye’de yaşayanı anlarım ama Avrupa’da yaşayan hemşehrilerim orada aynı şeyi yapabiliyor mu? Sanmam. Çünkü orada “sıkıysa at, görelim” diye kanunlar var. Cebine ceza makbuzunu koyarlar, bir daha da kolay kolay yapamazsın.
Gelelim belediye hizmetlerine…
Siyaset penceresinden bakmıyorum, tamamen vatandaş gözüyle söylüyorum: Yıllardır bitmeyen yollar, eksik altyapı… Bunlar ilçemizi Karadeniz’in en bakımsız, en kirli yerlerinden biri hâline getirmiş.
Çöp konusunda ise hepimiz suçluyuz. Bizim millet olarak huyumuz şu: Çöpü sokağa atarız, sonra da “Belediye temizlemiyor” diye ortalığı ayağa kaldırırız.
Belediyenin elini kolunu bağlayan bir durum var mı? Var. Kışın nüfus 16 bin civarında; yazın ise 100 bine, belki 200 bine çıkıyor. Devletten kayıtlı nüfus üzerinden bütçe alan belediye, bu dalgalanmada bocalıyor. Ama yine de Karadeniz’in altyapısı en zayıf ilçelerinden biri olmamıza anlam veremiyorum.
Belki de sorun, eğitimde başlıyor.
Bu yıl LGS’de 66 il birinciliği çıkarken, bizim il ve ilçemizin birincilik çıkaramaması tesadüf mü? Sanmam. Her şeyin başı eğitimdir. Eğitimsiz toplum, ne çevresini temiz tutabilir ne de sorunlarına kalıcı çözüm üretebilir.
Türkeli… Bizim memleketimiz.
Gurbette kazanılan paranın, yaz tatillerinde döndüğü yer. Ama unutmamalıyız ki para ile temizlik gelmez, yollar kendi kendine yapılmaz, bilinç de cebimizde taşınmaz.
Hepimizin sorumluluğu var. Gurbetçisiyle, yerlisiyle, belediyesiyle…
Memleket dediğin, sadece sevmekle olmaz; emek vermek gerekir.






Allah senden razı olsun herşeye parmak basmışsın bende 1 hafta kaldım ama çok moralim bozuldu bu kadarinada pes heryer çöp heryer toz duman ben paramla rezil oldum maalesef neden anlamiyorum belediyecilik sadece bina yapmakmi anlamiyorum nasil bir anlayis saskinlikla baktim is isten gecmis maalesef plansiz projesiz sadece cepler dolsun diye mahvettiler binaya çöpe toza bogdular canim Türkelimizi yetkililer duysun bu böyle gitmez
Kemal Bey, güzel yazmışsınız elinize sağlık. Ben de aynı sebeblerden üzüntü içerisindeyim. Yurtdışındakilere ayrıyeten sitem etmişsiniz. Fakat şunu söylemeliyim ki, Avrupa’da her yer yerde yeterince çöp kutuları ve konterneyleri mevcut. Plajda yeterince çöp kutusu vardı da biz mi atmadık gibi bir durum oluşuyor. Kaldığım köyde çöp atabileceğim hiç bir yer yok. Devamlı köyde ikamet eden köylülerim gibi ben de mecburen içim yana yana çöpü dereye aşağı atıyorum. İnsan çevresine çok çabuk uyum sağlıyor. Çöpte de böyle, trafikte de böyle.