Şanlı Urfa, Kahramanmaraş Olayları Üzerine Psikososyal Bir Analiz
Manzaralı Rotanın değerli yolcuları, kimselere randevu vermeyip, çayınız ve kahveniz ile yeni bir yolculuk için hazır olduğunuzu görüyorum. Bugünkü yolculuğumuz keşke yaşamasaydık diyeceğimiz ama maalesef yaşadığımız, içimizdeki korku ve kaygıyı derinleştiren bir konu ile ilgili. Bir hafta kadar önce 14 yaşında bir ortaokul öğrencisi Maraş ilinde yaşıtı olan öğrencileri ve öğretmenlerini katletti.
Bu ufacık yaşında bir katliam sanığı ile karşı karşıya kaldık. Gerçi bir gün öncesinde Urfa ilimizde de bir okula saldırı olayı gerçekleşti ama bu olayın sonrasında can kaybı yaşanması. Bu olayın üzerinde pek durulmadı. Çünkü, oradan ölüm haberi gelmedi. Korku kültürünün esiri olan bizler çokça ölümün olmadığı olaylara pek ilgi göstermiyoruz. Göstersek bile “iyi ki bizim çocuğa bir şey olmadı” deyip konuyu kendi açımızdan kapatıp olayın magazinel kısmı ile ilgilenip, en fazla bilir kişi olarak sohbet konusu haline getiriyoruz.
Gerçekleşen her olay ve her ilgisiz kalışımız etrafımıza çektiğimiz korku duvarlarını kalınlaştırıyor. Biz içimize çekildikçe çocuklarımızın sokak ile ilgisi tamamen kesiliyor. Hepimiz bir evin içinde çocuklarımız bir odanın içerisinde dijital bir esaretin parçası haline geliyoruz.
Birileri konunun magazinel kısmı ile ilgilenip kendince katil profilleri oluştururken birileri konuyu siyaseten bir malzeme haline getirip siyasi sert mesajlar verme çabası gösterirken birileri de tamamen sorumlu olmasına rağmen bir an önce konunun kapanıp unutulmasını sağlamak için çaba gösteriyor. İşin özü ile ilgilenen hemen hemen yok gibi. Oysa bu konu bir yalnız kurt olayı ya da münferit olay olmaktan çıkalı çok uzun zaman oldu.
Söz konusu olay içimizdeki korkuyu daha da derinleştirerek amacına ulaştı. Okullarımızı terke ettik. Çocuklarımız, öğretmenlerimiz, velilerimiz okullarını terk ettiler. Manzaralı Rota için okullar, bir savaş alanı, sınıflar bir cephe ve sıralar birer siperdir. Bizler birer asker ve komutan olarak savaş alanını terk ettiğimiz takdirde oluşan boşluğu başkaları dolduracaktır. Düşman şimdi korku maskesi ile sıraları doldurmuş durumda.
Çocuklarımız pazartesi günü içlerinde korku ile korku ile donanmış sıralarına oturdular. Güvenlikçi bir anlayış için normal olan ama bir eğitimci olarak asla normal kabul edemeyeceğim bir değişiklik daha oldu okullarımızda. Artık okul bahçelerinde polis var. Aileler onları okullarına yabancılaştıracak bir şekilde bürokratik güvenlik engellerini aşarak çocuklarının okullarına girebilecekler. Oysa ki okullar bir semtin en güvenli ve en güvenilir yapıları olmalıdır.
Korku kültürü ve onun ürünü olan şiddet giderek derinleşiyor. Bir hafta geçmeden konu haber değerini çoktan yitirdi. Derinleşen bu şiddet sarmalını muhakkak ki her yönden değerlendirmeli ve her tür şiddet ile mücadelede bir politika belgesi oluşturabilmeliyiz. Şimdilik bizler okul olarak bu olayı ve benzerlerini gündemde tutmaya ve aile eğitimlerimizi sıklaştırdık. Son velimize kadar nedenleri ve sonuçları anlatmaya devam edeceğiz.
Bu yolculuğumuzun amacı nedenleri, sonuçları ve neler yapılası gerektiğini sizlerle konuşmak, kamusal duyarlılığımızı artırmak olacaktır. Bırakın bugün işler yarım kalsın. Çaylarınızı tazeleyin, birbirinden güzel manzaralar görebilme ümidi ile yola çıkalım. Başlıyoruz efendim.
Bu yazı, son dönemde Kahramanmaraş’ta gerçekleşen okul saldırılarını, dijital bir alt kültür olan "İncel" (İstemsiz Bekarlık) hareketi bağlamında inceleme amacı taşımaktadır. Manzaralı Rota farkı ile şiddetin dijital radikalleşme ile olan bağını, failin psikolojik profilini ve toplumun cinsiyet algısını analiz edeceğiz. Ailelerin bu tür kriz durumlarını önlemek adına atabileceği adımları yolculuğumuz boyunca konuşacağız. Sabırlı olmanızı rica ediyorum.
Okul Saldırıları
Okul saldırıları, modern toplumların en karmaşık ve çok katmanlı şiddet türlerinden biridir. Kahramanmaraş’ta yaşanan olay, çocuk suçlunun motivasyonu incelendiğinde geleneksel suç kalıplarının dışına çıkıldığını, yeni bir radikalleşme biçiminin oluştuğunu görüyoruz..
Özellikle internetin derinliklerinde şekillenen, çoğunuzun ilk kez burada duyacağı “İncel" ideolojisi, bu tür eylemlerin temelindeki "mağduriyet" ve "intikam" duygusunu besleyen bir katalizör işlevi görmektedir. (Şu ana kadar yaptığım veli eğitimlerinde “incel ya da manosfer” kavramını duyan bir yetişkin ile karşılaşmadım. Oysaki incel platformlarını takip eden 100.000’nin üzerinde insan var ülkemizde. Tehlikenin ana kaynağını görmeden önlem almak pek mümkün değil. Özellikle ülkemizin sosyolojik gerçeklerini bilmediğimizde tüm bu olayların özellikle ülkemiz adına ne kadar büyük tehdit oluşturduğunu anlamamız mümkün değil.
O zaman önce ne ile karşı karşıyayız onu görmeye anlamaya çalışalım. Çünkü yaşanan olayların ayrıca bir terminolojisi var. Bu terminolojiyi bilmeden çocuklarımızın dijital dünyalarını denetleyebilmemiz mümkün değil.
İncel Alt Kültürünün İdeolojik Temelleri
"İncel", bireyin arzuladığı romantik veya cinsel ilişkilere ulaşamaması durumunu bir kimlik haline getirmesidir. Ancak bu durum sadece bir yalnızlık hali değil; kadın düşmanlığı (misojini), özgüven eksikliği ve toplumsal düzene karşı duyulan derin bir öfke ile karakterize edilir.
Siyah Hap (Black Pill) Felsefesi: Bu ideolojide genetik bir hiçlik hakimdir. Kişi, fiziksel özellikleri nedeniyle toplumda asla kabul görmeyeceğine inanır ve bu "nihilist" (hiççi) bakış açısı, bireyin şiddeti tek çözüm yolu olarak görmesine neden olabilir.
Dijital Yankı Odaları: İnternette forumlar ve kapalı gruplar, bireyin radikal fikirlerini onaylayarak toplumsal izolasyonu derinleştirir.
Şiddetin Psikososyal Değişkenleri
Okul saldırganları genellikle kendilerini toplumdan dışlanmış, zorbalığa uğramış ve "görünmez" hisseden bireylerdir. Kahramanmaraş bağlamında görülen saldırı profillerinde şu unsurlar öne çıkmaktadır:
• Aidiyet Arayışı: Gerçek dünyada bağ kuramayan gencin, dijital platformlardaki aşırılıkçı gruplarda sahte bir aidiyet bulması.
• Mağduriyetin Silahlandırılması: Kendi başarısızlıklarını sisteme veya karşı cinse fatura ederek, şiddeti bir "hak arama" yöntemi olarak meşrulaştırma.
Yolculuğumuzun bu kısmında ailelerimize söyleyeceklerimiz var. Bu yapıları ve anonim yankı odalarını ülkemizde yüz binin üzerinde genç takip ederken dünya genelinde bu sayı milyonları buluyor. Olayları gerçekleştiren faillerin aile profillerine baktığımızda anne babaların kriz ile mücadelede ne kadar profesyonel olması gerektiği öne çıkıyor. Belirgin bir sosyal sınıf risk altında değil ya da suçlu belirli bir sosyal sınıftan çıkmıyor.
Manzaralı Rotadan Aileler İçin Önleyici Stratejiler ve Öneriler
Şiddete eğilimli radikalleşme süreçleri akşamdan sabaha oluşmuyor. Aileler muhakkak ki "erken uyarı sinyallerini" okumayı öğrenmelidir. Çünkü, bu bilgi hayati önem taşıyor.
Dijital Okuryazarlık ve Denetim
Ebeveynler, çocuklarının internette hangi platformlarda vakit geçirdiğini bilmelidir. Özellikle anonim forumlar (4chan, Reddit’in) ve şiddet içerikli "meme" kültürüne aşırı ilgi, bir risk göstergesi olabilir.
Duygusal Düzenleme ve İletişim
Çocuğun reddedilme, başarısızlık veya yalnızlık gibi duygularla nasıl başa çıktığı gözlemlenmelidir. Sert bir hiyerarşik dil yerine, empatiye dayalı bir iletişim dili geliştirilmelidir. Genç, duygularını ifade edebileceği güvenli bir liman bulamadığında, internetin karanlık köşelerine sığınır.
Toplumsal Cinsiyet Algısının Sağlıklı İnşası
Erkek çocuklarına, başarıyı sadece "güç" veya "ilişki statüsü" üzerinden tanımlamayan, sağlıklı ve saygı odaklı bir iletişim modeli sunulmalıdır. Kadınlara veya toplumsal normlara yönelik nefret söylemleri ev içinde normalleştirilmemelidir.
Profesyonel Destek ve Müdahale
Eğer çocukta; Aşırı içe kapanma, Ölüm veya şiddet üzerine fanteziler kurma, belirli gruplara (kadınlar, popüler öğrenciler vb.) karşı yoğun nefret dili, akademik ve sosyal işlevsellikte ani düşüş, gözlemleniyorsa vakit kaybetmeden bir klinik psikolog veya psikiyatriste başvurulmalıdır.
Yolculuğumuzun bu bölümünü kısa bir özet ile tamamlayalım. Sonrasında hızımızı azaltmadan yola devam edeceğiz.
Kahramanmaraş okul saldırıları, sadece bireysel bir patoloji değil, aynı zamanda dijital çağın getirdiği yeni bir toplumsal hastalık sinyalidir. Şiddeti önlemek; okul, aile ve devletin, dijital dünyadaki değişimleri doğru okuyarak, gençlerin yalnızlıklarını ideolojik bir nefrete dönüştürmeden önce onlara ulaşabilmesiyle mümkündür.
Değerli yolcular sizler çaylarınızı tazelerken bende direksiyonu yeni rotaya çeviriyorum.
Şiddet, özellikle dijital çağın getirdiği yeni değişkenlerle (incel kültürü, siber zorbalık, radikalleşme) birleştiğinde, çözümü sadece tek bir merkeze bırakılamayacak kadar karmaşık bir hal almıştır. Şiddeti önlemek; okul, aile ve devletin bir "sac ayağı" gibi koordineli çalışmasını gerektirir.
İşte bu üç yapının üstlenmesi gereken kritik görevler:
İlk Savunma Hattı: Aile
Şiddet eğilimi genellikle evdeki duygusal boşluklarda veya yanlış modellerle filizlenir.
Duygusal Rehberlik: Çocuğun başarısızlık, reddedilme ve öfke gibi "negatif" duygularla başa çıkmasını sağlamak. Öfkenin bir hak arama yolu olmadığını, sağlıklı ifade yöntemlerini öğretmek.
Dijital Ebeveynlik: Sadece internet süresini kısıtlamak değil, çocuğun girdiği dijital alt kültürleri (forumlar, radikal gruplar) takip etmek ve buralardaki nefret söylemlerine karşı eleştirel düşünce kazandırmak.
Koşulsuz Sevgi ve Güven: Çocuğun dış dünyada (okulda veya internette) yaşadığı bir sorunu, yargılanma korkusu olmadan aileye anlatabileceği bir güven ortamı inşa etmek.
Sosyal Laboratuvar: Okul
Okul, sadece akademik bilginin değil, bir arada yaşama kültürünün öğretildiği yerdir.
Akran Zorbalığı ile Sıfır Tolerans: Zorbalığın "çocukluk şakası" olarak görülmemesi hem mağdurun hem de zorbanın psikolojik destek sürecine alınması.
Sosyal ve Duygusal Öğrenme (SDÖ): Müfredata empati, çatışma çözme becerileri ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi derslerin entegre edilmesi.
Rehberlik Servislerinin Aktifleştirilmesi: Rehber öğretmenlerin sadece tercih danışmanı değil, öğrencilerin risk profilini (izolasyon, ani öfke patlamaları) takip eden birer "erken uyarı sistemi" gibi çalışması.
Kapsayıcı Etkinlikler: Aidiyet hissi düşük olan öğrencileri spor, sanat veya bilim kulüplerine dahil ederek "görünmez" hissetmelerini engellemek.
Yapısal ve Hukuki Güvence: Devlet
Devlet, şiddeti besleyen makro dinamikleri kontrol altına almalıdır.
Denetim ve Yasalar: İnternetteki nefret söylemi, şiddet güzellemesi ve radikalleşmeyi teşvik eden platformlara karşı ciddi hukuki yaptırımlar ve siber denetimler uygulamak.
Erişilebilir Ruh Sağlığı Hizmetleri: Psikolojik desteği lüks olmaktan çıkarıp, her bireyin (özellikle risk altındaki gençlerin) kolayca ve ücretsiz ulaşabileceği bir kamu hizmeti haline getirmek.
Sosyo-Ekonomik Destek: Gelecek kaygısı ve işsizlik gibi şiddeti tetikleyen yapısal sorunları azaltacak politikalar üretmek.
Toplumsal Bilinç Kampanyaları: Şiddetin her türüne (aile içi, hayvana, akrana) karşı toplumsal bir "mahalle baskısı" oluşturacak farkındalık çalışmaları yürütmek.
Manzaralı rota yolcularının dikkatine;
Şiddeti önlemek; ailenin sevgisi, okulun ilgisi ve devletin otoritesi ile mümkündür. Biri eksik kaldığında, genç bireyler dijital dünyanın karanlık dehlizlerinde kendilerine sahte ve tehlikeli kahramanlar aramaya başlarlar. Dijital dünya gerçeğinde hiç kimse evinde yalnız değildir. Ama içeri kimin gireceğine biz karar verebiliriz. Aile, şiddetin önlenmesinde ve bir bireyin zihinsel inşasında **"merkez üssü"**dür. Dijital çağın getirdiği risklere karşı çocuğu koruyan en büyük zırh, evin içindeki güven iklimidir.
Değerli okuyucu, şiddeti önlemek ve sağlıklı bir birey yetiştirmek için ailenin rolünü belirgin hale getirecek temellere ihtiyacımız var.
Ailenin duygusal ayna olma ve kabul rolü
Çocuklar, dünyayı ve kendilerini ebeveynlerinin gözlerinden görürler.
Duyguların Tanınması: Çocuk öfkelendiğinde veya üzüldüğünde bu duyguyu bastırmak yerine ("Erkekler ağlamaz", "Öfkelenecek ne var?") bu duyguyu isimlendirmesine yardım edilmelidir. İsimlendirilen duygu, kontrol edilebilir hale gelir.
Koşulsuz Kabul: Çocuğun başarısı veya popülerliği üzerinden değil, sadece var olduğu için değerli olduğunu hissetmesi gerekir. Dış dünyada (okulda veya internette) "yetersiz" görülen çocuk, evde "yeterli" ve "kabul görmüş" olduğunu bilirse radikal grupların tuzağına düşmez.
Mahrem Sınırlar ve Güvenli Alan
Sınırlar, çocuğu kısıtlamak için değil, ona güvenli bir alan tanımak içindir.
Dijital Rehberlik: İnternet kullanımını yasaklamak çözüm değildir; ancak çocuğun hangi forumlarda, hangi ideolojilerle (İncel vb.) temas ettiğini bilmek hayati önem taşır. Aile, çocuğun dijital dünyadaki "yol arkadaşı" olmalıdır, "polisi" değil.
Demokratik Disiplin: Kurallar nedenleriyle birlikte açıklanmalıdır. Şiddetin bir "terbiye yöntemi" olarak kullanıldığı evlerde yetişen çocuklar, sorun çözme yöntemi olarak şiddeti kanıksarlar.
Sağlıklı Rol Modellik
Özellikle erkek çocuklarının şiddete yönelmesini önlemek için:
• Güç Algısını Değiştirmek: Güçlü olmanın baskı kurmak değil, kendini kontrol edebilmek ve empati kurabilmek olduğu öğretilmelidir.
• İletişim Modeli: Anne ve babanın kendi aralarındaki tartışmaları nasıl çözdüğü, çocuğun gelecekteki çatışma çözme becerisinin temelini oluşturur.
Aileler İçin Pratik Bir "Erken Uyarı" Listesi
Eğer çocukta şu değişimler varsa aile alarm durumuna geçmeli ve yargılamadan iletişime başlamalıdır:
Dil Değişimi: Belirli gruplara (kadınlar, azınlıklar, popüler yaşıtlar) karşı nefret dili veya "incel" jargonuna ait kelimeler kullanmaya başlaması.
Aşırı İzolasyon: Odasından hiç çıkmaması ve sadece dijital dünyadaki anonim arkadaşlıkları tercih etmesi.
Hobi Kaybı: Eskiden sevdiği aktivitelerden tamamen kopması.
Tepkisellik: En ufak bir eleştiriye karşı orantısız öfke patlamaları yaşaması.
Sonuç Olarak
Aile, çocuğun "psikolojik bağışı klık sistemidir." Bu sistem ne kadar güçlüyse, dijital dünyanın virüsleri (nefret söylemleri, radikalleşme, şiddet eğilimi) o kadar etkisiz kalır.
Sizin gözleminize göre, günümüz aile yapısında bu bağı bağışıklık sistemini en çok ne zayıflatıyor? "Vakit darlığı" mı, yoksa "kuşak çatışması" mı?
Kuşak çatışması, dijital çağda sadece bir "fikir ayrılığı" olmaktan çıkıp, iki farklı evrenin çarpışmasına dönüştü. Bugünün ebeveynleri (genellikle X ve Y kuşakları) ile çocukları (Z ve Alfa kuşakları) arasındaki uçurum, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar derin. Bunun en temel sebebi, teknolojinin sadece bir araç değil, bir "yaşam alanı" haline gelmesidir.
Vakit darlığı ise bizler için yeni bir savunma mekanizması haline gelmiş durumda. Bir cana ulaşmak, onu sevgi ve şefkatle kucaklamak için vakte ihtiyacımız yoktur.
Yine bir yolculuğun sonuna gelmiş bulunuyoruz. Manzaralı Rota olarak üzerimize düşen kamusal sorumluluğu yerine getirmek durumundaydık. Umarım yolculuğumuz zihin açıcı olmuştur. Tekrar birlikte olabilmemiz için ne olur kimselere randevu vermeyiniz. Görüşmek üzere efendim. Nisan - 2026







