Kendi Rotasında İnsana Dair İç Manzaralar
Uçsuz bucaksız çölde ufuk çizgisi giderek genişliyor. Sarı toprak rengi, ufukta mavi gökyüzü ile karışıyor. Bu manzara insanın içine işliyor bir süre sonra. Çölün bu uçsuz bucaksız hali “iyi ki buradayım” dedirtiyor bir süre sonra. Yaptığın sadece bir yolculuk değil. Henüz fark edemediğin bir kişisel hesaplaşma ve dönüşüm hikayesinin parçası olduğunu çok sonra fark edeceksin. Yolculuk sona erdiğinde ağır bir ruhsal dönüşüm gerçekleşmiş olacak.
Manzaralı Rotanın sevgili yolcuları, hepinize tekrar merhaba. Farkında mısınız? Bahar gelişini, doğada yeniden yeşeren mucizeleri ile müjdeliyor. Tüm gizini ve gücünü içindeki sarı özden alan papatyalar Manzaralı Rota için baharın gelişinin en değerli göstergesi. Biz kendimize yaptığımız yolculuklarımıza devam ederken doğanın değişim yolculuğuna da şahitlik ediyoruz.
Charlie Chaplin’in çok sevdiğim bir sözü var. “Hep aşağı bakarsan gökkuşağını asla göremezsin.” Hadi gelin baharla birlikte gözlerimizi yerden kaldırmayı deneyelim. Hem gökyüzündeki gökkuşağını takip edelim hem de içimizdeki gökkuşağını gökyüzüne çizelim. Kalbimiz, yanı başımızdaki mucizeleri takip etsin. Ve şükredelim aldığımız her bir nefes için.
Hazırsanız bu günkü yolculuğumuza çıkabiliriz. Başlıktan anlaşılacağı üzere yolculuğumuzun bu yeni bölümünde “Manzaralı Rota” kendi hikayesini anlatacak. Hem onun hikayesine eşlik edecek hem de bu hikâyenin kahramanlarının hikayelerini kendi hikayelerinize eklemleyeceksiniz. Değerli okuyucularım, kemerlerinizi bağlayın lütfen. İnsan manzaralı bir arayış yolculuğuna daha çıkıyoruz. Yolculuk ne kadar sürecek bilmiyorum ama değeceğine inanıyorum. Şimdi Manzaralı Rotanın hikayesine yola çıkıyoruz.
Beş yıl kadar önce ilk kez izlerken bende bırakacağı etkiyi ve adını köşemize vereceğim aklıma gelmemişti. "Manzaralı Rota" (Scenic Route), isimli bu yol hikayesi filmini daha sonra defalarca izledim. Her defasında filmin kahramanlarının kişisel dönüşüm hikayelerinde yeni değişimler keşfettim. Onların yolculuğu ve dönüşüm hikayeleri ile kendi hikayem arasında paralellikler kurdum. Upuzun bir yolculuğa çıkmaya hazırlandım. Fark ettim ki insan başlangıcına ve bitişine karar veremediği bir yolculuk halinde. Gece gündüz, mevsimler boyunca devam eden, insanın kendine eşlik ettiği uzun bir yolculuk. Yolculuğun en önemli özelliği yolun sonundaki belirsizlik. Her belirsizlik görünür hale gelip aşıldığında insan yeni bir aşamaya geçiyor, kendini yeniden tanımlıyor.
Birlikte hem filmi değerlendirelim hem de iki arkadaşın ortak yolculuğunamkendilerini buluş hallerine şahitlik edelim. Ne dersiniz? Hem Manzaralı Rotanı hikayesini öğrenmekte bu yolculuğun bonusu olacak. Biraz hızlanıyoruz dostlar.
İnsanı hiçliğin parçası haline getiren çölde iki adama, kısa süreler içinde, onların yolculuğunun parçası olmayan yan karakterler eşlik ediyor. Aslında bu yan karakterler yaşam içinde karşımıza çıkan fırsatları temsil ediyorlar. Ama çoğu zaman bizim yaptığımız gibi onlarda bu fırsatları değerlendiremiyorlar. Onlar bu yolculuğa etki etseler bambaşka bir hikâye ortaya çıkacak. Ama iyi ki böyle bir etkiye neden olmuyorlar diye seviniyorsunuz.
Sinema perdesine daima çok yakıştığını düşündüğüm Josh Duhamel’e Dan Fogler’in eşlik ettiği "Manzaralı Rota" (Scenic Route) filmi ile ilgili bir değerlendirme yapmazsam hikâye eksik kalacaktır.
İzlemeye başladığınız andan itibaren sadece görsel bir şölene eşlik etmeyeceğinizi anlıyorsunuz. Çölün derinliğinin eşlik ettiği bir psikolojik yolculuğa çıkıyorsunuz. İzlerken bir taraftan insanın doğa karşısındaki çaresizlik ve zayıflığını fark ediyorsunuz diğer taraftan karakterler aracılığı ile insanın hayatta kalma uğruna verdiği olağan üstü çabaya şahitlik ediyorsunuz. Senin süper gücün nedir? Yolculuğumuzda insanın süper güçlerinden biri olan İRADE” kavramından bahsetmiştim. Öyle bir irade ki insanın karalık tarafını harekete geçiriyor. Ölümle karşı karşıya olmanın yarattığı korku hayatta kalmanın yolunu aramaya dönüşüyor.
Yol hikayelerini her zaman çok sevmişimdir. Yönetmen insanın kendi iç dünyasına yaptığı yolculuğu çölde yapılan yolculuk ile keyifli bir harmana dönüştürmeyi başarmış. İnsanın iç dünyasıyla olan çatışması çölde olağan dışı bir rotaya oradan manzaraya dönüşüyor.
1. Görsel Anlatımın Görselliği ve Sinemanın Sihri
Film isminin hakkını veriyor. Panoramik, olağan üstü manzaralar doyumsuz bir izlence sağlıyor. Doğanın uçsuz bucaksız hali içinde, iki karakter aracılığı ile insanın yalnızlığını ve doğa karşısındaki küçüklüğünü ürpererek hissedebiliyorsunuz. Gün doğumundan batımına kadar devam eden ışık oyunları aslında kahramanların duygusal durumlarına eşlik ediyor.
2. İnsanın İçsel Yolculuğunda, Yol Metaforu
Filmde insanı kendini aramaya sürükleyen bir metafor kullanılıyor. Manzaralı Rota ismini köşemize vermemizin nedeni bu metafora dayanıyor. Yol, sadece başlangıç ve bitiş arasındaki mesafe değildir. Yol, bizi bekleyen belirsizliklerle beraber bir “ruhsal bir arınmadır.”
•Doğa ile Mücadele: Çöl, kahramanlarımızın karşısına çıkardığı beklenmedik engeller ile doğanın karşısındaki kırılganlığımızı ürpererek hissetmemizi sağlıyor.
• İçsel Yolculuk: Direksiyon başındaki başarısız yazar ile uyuklayan başarılı iş insanı, iki çocukluk arkadaşı arasındaki sessiz iletişim ve uzun diyaloglara dönüşen konuşmalar onlarla birlikte izleyicileri de geçmiş ile hesaplaşmaya sürüklüyor.
3. Yolculuğun Ritmi ve Atmosferi
Her insanın iç yolculuğunun bir ritmi vardır. Bu ritim insanın kendi hakikati ile yakından ilişkilidir. Bu hakikat gereği yolculuklarımızda iniş ve çıkışlar vardır. Çölün uçsuz bucaksız karanlığı içinde sanki sabah olmayacakmış gibi hızla giderken alınan şaşırtıcı kararlar ile yolculuk hızlanırken sabahın olmasıyla beraber “ne yaptım ben” dedirten yavaşlayan içsel yolculuk. Filmin sahnelerine eşlik eden müzik, yolculuğun esasından rol çalmıyor. Yolun ve rüzgârın sesine eşlik ediyor.
Yolculuğa Bakış
Yol filmleri genellikle izleyicide bir aksiyon beklentisi yaratır. Ama manzaralı rota bu beklentiyi karşılamayı dert edinmiş bir film değil. Bizim bu köşede yaptığımız gibi izleyici ile sohbet etme derdinde diyebilirim. Yaşam yolculuğumuzun bir varış noktası yoktur. Yolculuğumuz asla bitmez.
Yaptığımız kişisel yolculuklar taşıdığı belirsizlikler nedeni ile değerlidir. Film aracılığı ile bu belirsizliği sevmeye başlıyorsunuz. Kişisel yolculuklarımızda zaman zaman ortaya çıkan durağanlık kendini filmde de gösteriyor. Aslında bu durma anları nefeslenmek, yolculuğumuzu değerlendirmek için bir fırsattır. Çünkü, insan ne kadar yol aldığını bilmek istiyor yolculuğu esnasında. Hareket etmenin değeri durmakla anlaşılıyor ancak.
Yolculuğun Güçlü Yanları
• İnsanın karakter değişimi düz bir yolda değil virajlarda söz konusu olur. Filmi izlerken karakterlerin değişimlerinin virajlarına şahit oluyorsunuz.
• Değişim sürecinde iç sesimiz değişimin gerçekliğinin göstergesidir. Filmde müziğe değil doğal seslere yönelinmesi değişimin gerçekliğini artırıyor.
• Yönetmen filmin sonunda rotayı izleyiciye bırakmış. Siz nereye gitmesini isterseniz oraya götürebiliyorsunuz. Tıpkı kendi iç yolculuğumuzun rotasına kendimizin karar vermesi gibi.
Manzaralı Rota: Direksiyonunda Bizim Olduğumuz Bir Varoluş Yolculuğudur.
Her insanın bir inanç ve düşünce sitemi vardır. Bu bizim paradigmamızdır aslında. Biz etrafımızda olan biten her şeye bu inanç ve düşünce sistemi ile bakarız. İzlediğimiz bir film, okuduğumuz bir kitap, çıktığımız bir yolculuk, bir insan ya da bir durum. Hepsi bizim sistemimizden nasibini alır. Hepsi hakkında bir değerlendirmemiz ya da görüşümüz mevcuttur. Bu görüş ve düşünceler bizim sistemimizden referans alır. Çoğu zaman doğruluğu ya da yanlışlığı üzerine düşünmediğimiz gibi söylediklerimizin doğruluğu tartışmaya açık değildir.
Maalesef bu gibi bir bakış açısı zaman içinde körleşmeye mahkûm olduğu gibi empatiden yoksundur. İnanç ve düşünce sistemimiz üzerinde durduğumuz bir zemin gibidir. Biz bu zemin üzerinde güvende olduğumuzu düşünürüz. Bu nedenle söylenen sözleri ya da yapılan davranışları kendimize yani sistemimize bir saldırı olarak algılarız. Çünkü organizma devamlılığını sağlamak için bir refleks gösterir.
Fakat burada bir şeyi gözden kaçırmamak gerekir. İnanç ve düşünce sistemimiz bu açıdan bakıldığında insanı muhafazakâr ve değişime kapalı hale getiren bir potansiyele sahiptir. Kendimize göre, düşmemek için, mevcut sistemimize her seferinde daha çok yapışırız. Değerli yolcu, bu noktada haklı olarak diyeceksin ki “kendi sistemimize sahip çıkmak kötü bir şey mi? Değişmek için ne yapmamız gerekiyor?”
Bunlar haklı ve yerinde sorular. Kendi sistemimize sahip çıkmak yaşamda kalmak için gerekli bir savunma. Fakat değişimimizi, öğrenmemizi ve gelişmemizi engelliyor ise kendi kendimizin yok edicisi olmamız kaçınılmazdır. Eğer etrafında olup bitenleri kalıplaşmış düşünce ve duygularla karşılamaya devam ediyorsan, yaşadığın döneme, yıllar öncesinden bakıp açıklamaya bakıyorsan bir şeyler yolunda gitmiyor demektir. Bu nedenle zaman zaman kendi içinde kısa yolculuklara çıkmalı, dünyaya başka bir açıdan bakarak kendini yeniden tanımlamalısın. Değişim için her gün küçük bir şeyi farklı yapman yeterlidir. Eğer sen konuşmaya başladığında çocuğun susmaya başlayıp hiç konuşmamayı tercih ediyorsa, sen susmalı ve onun bedenini dinlemelisin. Çoğu zaman yüzüne küçük bir gülümseme yerleştirmen yeterli olacaktır. Unutma sakın, bir gülümseme bir hayat kurtarır. Yaşam içinde bir yerde donmak insanın kendi içinde yaşadığı bir hapishaneye denk gelir.
Değerli yolcular, Manzaralı Rota filmine ve bizim hikayemize yukarıda yazdıklarımın ışığında bakmanızı rica ediyorum.
Hepimiz kendi filmimizin hem başrol oyuncusu hem de yönetmeniyiz. Aynı zamanda senaristi, kostüm tasarımcısı, ışıkçısı, sahne tasarımcısı olarak kendi filmimizde sayılamayacak kadar çok görevimiz vardır. Ve bu filmi kesintisiz olarak çekmeye, bir taraftan yazmaya devam ederiz. Eğer bizim filmimiz beğenilmiyor yani izlenme oranı çok düşük ve gişe hasılatı yok denecek kadar az ise ne olacak? Bunun için izleyicileri suçlamak en kolay ve kestirme yoldur. Bu nedenle kendi filmimiz içinde geri dönüşler yaparak senaryoyu gözden geçirmemiz gerekir.
Özellikle yeni jenerasyon, günümüz yetişkinleri izlemeyi tercih etmiyor. Onların bir şeyden anlamadığını söylemek doğru bir bakış açısı olmayacaktır. Bu yeni seyirci kitlesine ulaşmak istiyor, onlarda bir etki yaratmak istiyorsan bunun yolu onları tanımaktan geçiyor. Onları tanıdıkça ortak bir dil oluşturup onun üzerinden onlara ulaşmak mümkün olacaktır. Fakat çoğu zaman değişimin parçası olmak yerine değişimi kendimize uydurmaya çalışıyoruz. Elde ettiğimiz kazanç bolca tartışma ve çatışma olmaktan öteye gitmiyor. Özellikle anne-babalar ve öğretmenler açısından yeni kuşağı tanımak ve anlamak, onların sağlıklı duygusal gelişimleri için çok önemlidir. Çünkü çocuk gelişmeye açık bir potansiyel taşır.
Bazı filmler bittiğinde sadece "güzeldi" deriz; bazıları ise bittiğinde “zaman kaybı” değerlendirmesi yaparız. Ben manzaralı rotayı izlediğimde iyi ya da kötü film değerlendirmesi yapmadım. İçimden anahtarlarımı alıp benzer bir çölde asfalta çıkma istediği uyandı. "Manzaralı Rota", siz onu izlerken içinizde yola çıkma isteği uyandırıyor.
Yol Denilince Aklına Mesafeler Geliyorsa Yanılıyorsun
Yol filmlerinin çoğu insanda bir belgesel izliyormuş hissi yaratır. Kameradan perdeye yansıyan manzaralar az sonra asıl hikâyeye odaklanma zamanı geldiğini söyler. Hepimiz kendi filmimizin en güzel manzaralarına en iyi anlarına odaklanır, onları görmek ve göstermek isteriz. Bizim yolculuğumuzda da bizler zihinsel bir kokpitin içinde yer alırız. Manzaralı Rota filminde de yönetmen iki çocukluk arkadaşının bulunduğu kokpite çevirir kamerasını. İşte biz o anda asıl yolculuğun bu iki adamın zihninde olduğunu, asıl manzaranın onların duygu ve düşüncelerinde olduğunu anlıyoruz.
"Nereye gittiğine değil, kiminle ve hangi düşüncelerle gittiğine odaklanmalısın." Çünkü nereye gidersen git yanında kendini götürürsün. Yola duygu ve düşüncelerin olmadan, onları yanına almadan çıkabilmen imkansızdır.
Manzaralı Rotayı Neden İzlemeli ve Neden Okumalısın?
• Perdeye Yansıyan Şiir: Uçsuz bucaksız çölden perdeye yansıyan renk değişimleri ve karakterlerin değişen ruh halleri bir şiire dönüşüyor. Değişen ışığı yakaladıkça karakterlerin iç dünyalarında o ana hangi duygunun (huzur ya da huzursuzluk) olduğunu fark ediyorsun.
• Sessizliğin Güçtür: Dakikalarca devam eden diyalogların kesildiği anlarda oluşan yoğun sessizlik ve bu sessizliğe eşlik eden rüzgârın uğultusu insanın kendi yolculuk rotasını sorgulamaya sürüklüyor. Bu sorgulama çok değerli olan yaşama mücadelemize eşlik ediyor.
• Hakikat: Hepimiz kusurlarımız ve hatalarımız ile değerliyiz. Mükemmel diye bir şey yok. Bu nedenle Manzaralı Rotayı izlerken bir aksiyon şöleni sabun köpüğü bir macera filmi beklemeyin. İki adamın hatalarla dolu yaşam yolculukları ve bu hatalarla çıktıkları çölde yolculuk, hayatın kusurlarla dolu olduğunu gösteriyor. Kısaca, hayatları kadar kusurlu bir yolculuğa şahit oluyoruz.
Kaçış mı, Dönüş mü?
Günümüz modern insanı sahte bir güven duygusu uğruna, “durmaktan” korkuyor. Kendi özüne ve varoluşuna yabancılaşmış insan, sürekli bir kaçış halinde. Çünkü durmaktan, düşmekten, kendi gerçeği ile yüzleşmekten korkuyor.
Filme ve kendi yaşam filmimize “biz bir şeyden mi kaçıyoruz yoksa bir şeye bir yere mi dönüyoruz” diyerek bakmalıyız. Çünkü yaşam gerçek ve yedeği yok. Gerçek, sahte güven duygusundan daima değerlidir.
Değerli okur, şimdi arkana iyice yaslanmanı ve kendine şu iki soruyu sormanı istiyorum.
• Senin hayatında iz bırakan “manzaralı rota" neresi?
• Yolculuk yaparken müzik dinlemeyi mi yoksa iç sesini dinlemeyi mi tercih ediyorsun?
Kendine Bir Yol Şarkısı Bulmalısın. Bu Şarkı Senin Filminin Zirve Yolculuğuna Çıkışının Sembolü Olsun
Hiç birimizin rotası bir varış noktasına ulaşmak için çizilmemiştir. Yaşamımızda her viraj kendi iç dünyamıza bir kapı açmak için tasarlanmıştır. Bu virajı dönmekten yani o kapıdan geçmekten korkmamalısın. Her kapı kendine biraz daha yaklaşmak için sana sunulan bir fırsattır.
İlk Durak: Sessizliğin Eşiği
Dünyaya bir cep telefonunun ekranından değil kendi kalbinin gözünden bakmalısın. Sözde Hepimizin işi çok, zamanımız yok. Bir koşturmaca halinde yuvarlanıp gidiyoruz. Hepimizin çok acelesi var. Durmaktan korkuyoruz aslında. Sevgili yolcu sakın aklından çıkarma; hızını azaltmalısın. Çünkü; manzara, acele edenlere değil, durup bakmaya cesaret edenlere kapılarını açıyor.
Yolun Zirvesi
Kendi yolculuğunun, kendi rotanın en yüksek noktasına ulaştığında dünya senin ayaklarının altına serilmiş gibi hissedeceksin. Onun için şunları unutmamalısın;
• Yolculuk, bir kaçış değil, bir uyanıştır.
• Yoldaki manzara, sadece görünen bir resim değil, senin görmek istediğin, senin hakikatindir. Bu hakikati gördüğünde özgürlüğü hissedeceksin.
• Yaşadığın her şey esen bir rüzgâr gibidir. Yaşadıkların geçmişin yorgunluğunu süpürüp atacaktır.
Kendine Açılan Kapı
Yolculuğun sırasında karşına çıkan duraklarda durmasını manzaraya bakmasını bilmen lazım. Neden mi? Çünkü; yolculuğunun bitmediğini, kendine dair yeni bir sayfa açmış olduğunu göreceksin.
NEDEN MANZARALI ROTA?
"Yol, yolcuya her zaman bir şeyler fısıldar. Bizim rotamızda manzara, baktığımız yer değil, birbirimize bakarken gördüğümüz anlamdır.
Gören kalbini yanına aldığın, yeni bir yolculukta buluşmak üzere. Sakın kimselere randevu verme de yeni bir rotada, manzarada tekrar birlikte olalım. Eyvallah! MART-2026







